Forumda görev almak isteyen arkadaşlar PM (@tarimsal) ile iletişime geçebilir.
***
Üyelik işleminden sonra üyelik aktivasyonu için, e-posta hesabınızda ki Spam/Gereksiz vb. klasörüne bakmayı unutmayın!

Zeytin Yetiştiriciliği (Oliva sativa)

Meyve Yetiştiriciliği Hakkında Herşey Bu Bölümde
Cevapla
Kullanıcı avatarı
tarimsal
Kıdemli Üye
Mesajlar: 675
Kayıt: Prş Mar 31, 2011 6:16 am
İletişim:

Pzr Haz 19, 2011 4:04 am

ZEYTİN YETİŞTİRİCİLİĞİ

ZEYTİNİN SİSTEMATİKTEKİ YER POMOLOJİK SINIFLANDIRILMASI VE ÇEŞİTLERİ

Sınıf : Decotyiedone
Takım : üqustrales
Familya : OSeaceae
Cins : Otea
Türler : Olea europea, Olea chrysophylla
A.Tür : 1. O. europea oleaster (Yabani) - 2. O. europea sativa (Kültür)


Olea cinsine giren türlerin çoğu tropik bitki türleridir ve 20'den fazla türü vardır. O. chrysophylla, O. europea türünün atası olarak tahmin edilmektedir. Gerçi bu tür ilk olarak Mauritus'da belirlemiş, Afrika'da Mısır-Sudan sınırı gibi kuzey yerlerde yabanisine rastlanmıştır.

O. europea oleaster, Akdeniz Bölgesi'ndeki yabani zeytin ağaçlarını oluşturmaktadır. Bazı kültürü yapılan zeytinlerin bu alt türden geldiği de düşünülmektedir. Ancak bu tür buralara, Phoenicion'lar tarafından (Akdeniz'e, Kanarya adalarına v.b.) getirilmiştir. Ole¬aster denilen yabani zeytin ağaçları bu alt türe girmekte olup, çok farklı tipleri bulunmak¬tadır. Bunlar genellikle dikenli, küçük yapraklı, küçük meyveli, genç dalları köşeli, bo¬ğum araları sık ve meyve yağ oranları azdır. Ağaç formları değişik olup bazen küçük, bazen de büyük formludur.

Zeytinler pomolojik bakımdan, ihtiva ettikleri yağ oranlarına göre yağlık ve sofralık (sa¬lamuralık) zeytinler olmak üzere iki kısma ayrılır. Sofralık (salamuralık) çeşitler de siyah ve yeşil olmak üzere sınıflandırılır.

Yerli ve Yabancı Önemli "Yağlık" Zeytin Çeşitleri: Bu gruba giren başlıca yerli zeytin çeşitleri olarak Ayvalık, Çakır, Milas, Kilis, Memeli, Gülümbe, Halhalı, Tarsus yağlık sa¬yılabilir. Yabancı yağlık zeytinlerden ise Mission (ABD), Manzanilla (ABD), Picual (İs¬panya), Frantoio (İtalya), Morarola (İtalya) önemlidir.

Yerli ve Yabancı Önemli "Sofralık" Zeytin Çeşitleri: Siyah sofralık olarak Gemlik, Edincik-su, Karamürsel-su, Samanlı, Uslu, Ayvalık; Yeşil sofralık olarak da Memecik, Domat, Çilli, Memeli, İzmir sofralık, Çelebi, Ayvalık ve Samanlı çeşitleri önemlidir. Ya¬bancı sofralık zeytinlerinden ise Sevillano (ABD), Baruoni (ABD), Mission (ABD), Ascolona (ABD), Galega (Potekiz), Picholine (Fransa), Chemlal (Cezayir) sayılabilir.

Ülkemiz zeytinin anavatandır. Zeytin, 1998 yılı itibariyle 600.000 hektar alan üzerinde 94 milyon ağaç varlığı ile tarım ekonomimizde önemli bir yere sahiptir. Dünyanın en önemli zeytinci ülkeleri arasında yer alan Türkiye dane zeytin üretimi bakımından dünyada 4.sırada yer almakla birlikte özellikle siyah zeytin üretiminde 1.sıradadır. Elde edilen ürünün yaklaşık %75 i yağlık, %25 i ise sofralık olarak değerlendirilmektedir.

Zeytinyağı yüzyıllar boyunca lezzeti ve besleyici özelliklerinin yanı sıra tıbbi yönüyle de önemlidir. Yapılan araştırmalar, zeytinyağının en kolay hazmedilen yağ olduğunu göstermiştir. Yemeklerden önce içilirse mideyi ülsere karşı koruduğu da bilinir. Aynı şekilde, bağırsak, idrar yolları, safra kesesi rahatsızlıklarının azaltılmasında ve gastritin giderilmesinde de etkilidir. Çocuklara özellikle yararlıdır, beynin gelişimini ve kemiklerin güçlenmesini hızlandırır. Başta E vitamini olmak üzere, içerdiği A,D,K vitaminleri sayesinde hücreleri yeniler, doku ve organların yaşlanmasını geciktirir. Ayrıca cildi besleyici, koruyucu, saçları kuvvetlendirici özelliklere de sahiptir. Yağsız inek sütüne zeytinyağı katıldığında, anne sütünü bırakmış bebekler için anne sütü gibi doğal bir besin kaynağı özelliği kazanır.

Zeytinyağının belki de en önemli özelliği kalp-damar hastalıkları üzerindeki olumlu etkisidir. Gerek ülkemizde, gerekse yurt dışında yürütülen araştırmaların hiçbir kuşkuya yer vermeyecek bir biçimde kanıtladığı gibi, zeytinyağı kandaki kolesterol düzeyinin denetlenmesini kolaylaştırır, zararlı kolesterol miktarını düşürür, dolayısıyla da kalp krizi riskini azaltır.

ZEYTİNİN MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ

Kurak bölgelerde zeytinin ekonomik ömrü 50 senedir. Ancak sulanan koşullarda bu çok daha uzun olabilir. Zeytinin kurak koşullarda ürüne yatması da oldukça uzun süre alır (15-20 yıl). Uygun koşullarda bu süre 6 yıla kadar iner. Örneğin, İsrail'de "Arbequine" çeşidi sulanan koşullarda, 6 yaşında 40 kilo ürün vermektedir.

1.Gövde

Zeytin zaman ilerledikçe, boyu 15-20 m'ye kadar uzar. Ancak, yapılacak uygun budamalar ile ağaç boyunun 4-5 m'yi aşmaması sağlanabilir. Bu durum hasat açısından büyük kolaylık sağlar.

2.Kök

Üçüncü ve dördüncü yaşına kadar çekirdekten veya çeliklerden üretilme yolu ile oluştur¬muş fidanlarda kökler daima dikine büyür. Daha sonra bunların yerine kök yumrularının oluşumu ile yeni kök sistemi meydana gelir. Bu kök sistemi gövdeye bağlı olarak saçak kök şeklinde hemen toprağın altında oluşur.

3.Yaprak

Zeytin ağaçlarında yapraklar dar ve sivrice olup dile benzerler. Yapraklar doğuştan itiba¬ren filizler üzerinde 18-30 ay kadar kalırlar. Bundan dolayı zeytin ağaçları sanki yaprak¬larını hiç dökmezmiş gibi (daima yeşil) görünür. Yaprakların bir kısmı çıkarken, bir kıs¬mı döküldüğünden bu durumun farkına varılmaz. Yaprak uzunlukları çeşide göre değiş¬mekle birlikte, 7.5 cm uzunluğundan, 1.5 cm genişliğine kadar olabilir. Yaprakların üst kısmı koyu yeşil, alt kısmı ise gümüşi renktedir.

4.Çiçekler

Çiçek gözleri çiçeklenmeden 60-90 gün önce oluşur (Nisan-Mayıs). Çiçekler panikular (salkım=somak) şeklinde bulunur. Çiçekler genellikle iki yıllık sürgünlerde bulunur. Her somakta 8-25 adet çiçek vardır. Zeytinlerde çiçeklenme esnasında önce somaklanma denilen çiçek salkımlarının oluşumu başlar ve daha sonra çiçekler açar Çiçek oluşumuna yaz döneminin etkileri kadar ürünün ve belirli bir süreyle soğuklamanın da etkisi vardır. Bazı çeşitlerde bu süre 10° C'nin altında 2 ay kadardır. Ya da 7° C'nin al¬tında 300-600 saat kadardır.
Bir zeytin çiçeğinde 4 taç yaprak, 4 çanâk yaprak, erkek organ (çeşide göre değişik, 3-10 arası) ve her birinde ikişer tane tohum taslağı bulunan iki karpelli (yumurtalık) bir dişi organ bulunur. Bunların dışında "Uslu" gibi zeytin çeşitlerinde 5 taç yaprak, 3 erkek or¬gan ve abortif (fonksiyonsuz) pistil içeren çiçekler de bulunur. Zeytinlerde çiçek miktarı o kadar fazladır ki, bu abortif çiçekler ürün miktarı üzerine önemli etki yapmaz. Ancak dişi çiçeklerdeki aborsiyon olumsuz koşullardan ileri geliyor¬sa durum değişebilir. Çünkü bu durumda çok sayıda küçük meyve ve çiçek dökümü de meydana gelebilir. Ancak, Kaliforniya koşullarında bazı yıl ve yörelerde pistil aborsiyonu verimsizliğin nedeni olabilmektedir. Çünkü hemen bütün çeşitler özellikle "Ascolana" çe¬şidinde pistiller abortive olabilmektedir. Bu ağaçlarda Aralık, Ocak ve Şubat aylarında yapılan bilezik alma işlemi tam (kusursuz) çiçek oranına yükselmektedir. Zeytin dişi çi¬çeği 2 karpelli olup, her karpelde 2 ovul bulunur. Ancak bunlardan yalnızca bir tanesi gelişir. Döllenmemiş olan diğer iki ovul, döllenmiş olanların endospermi geliştikten sonra dumura uğrar.

5.Meyve

Zeytinde meyveler sadece bir karpelin gelişmesi sonucu meydana gelir. Meyvelerin ta¬mamen bir karpel dokusundan ibaret oluşu, sert endokarp ve etli mezokarp nedeniyle eriksi (drupe) meyve olarak incelenir.


EKOLOJİK İSTEKLERİ


a) İklim Şartları

Uygun miktarda üretim ve yeterli bir kalite için zeytin kültürlerinin arzu ettik¬leri genel iklim şartları şöyledir:
- Ilıman kış şartları.
- Aşırı sıcak olmayan ve normal nemli yaz şartları.
Subtropikal karakterli olan zeytin kültürleri aşırı soğuk şartlara karşı hassastır. Bu özellik nedeniyle, sıfırın altında 5°C (-5°C) sıcaklıkta nazik dokular ölüme ka¬dar uzanan ciddi hasarlara uğrarken, daha aşırı soğuklarda (-10°C) tüm ağacın ölümüne kadar uzanan ciddi tehlikeler ortaya çıkabilir.

Ancak hemen belirtmek gerekir ki, sıfır derecenin altında seyreden tüm bu soğuk şartlara karşı hassasiyet derecesi çeşitlere göre değişkenlik gösterebilir.

Belirtilmesi gereken diğer bir konu ise, sıfırın altındaki sıcaklıkların hasat ön¬cesi veya hasat dönemine rastlaması halinde hem meyvelerde, hem de ağaçlar¬da ciddi hasarlar oluşabilir.
Kış şartlarında sıcaklığın 1.5-18 0C arasındaki seyri; hem kış soğuklanmasının karşılanması, hem de meyve gözlerinin gelişmesi için idealdir.
Yaz mevsiminde aşırı yağışlar, bakteriyel ve mantari hastalıklara zemin hazır¬layacağı için istenmez.

b ) Toprak Şartları

Zeytin kültürleri her çeşit toprak şartlarına uyum sağlayabilirse de, uygun bir üretim ve kalite için kök ve saçak sisteminin gelişmesini engelleyecek fiziksel ve kimyasal engellerin bulunması arzu edilmez.
Toprağın fiziksel karakteri açısından; toprağın profil derinliği içinde bitkilerin kök ve saçak gelişimlerini engelleyecek sert katmanların mevcudiyeti riskli taba¬kalar oluşturur.

Toprak profilinin homojen olması kaydı ile kumlu-tınlı, tınlı, tınlı-kumlu, killi-tınlı, milli-tınlı topraklar yeni zeytin plantasyonları için uygundur. Çünkü, tüm bu toprak tipleri kök ve saçak gelişmesi için uygun havalanmayı sağlarken, oldukça geçirgen yapıları ve yeterli su tutma kapasiteleri ile uygun ortamlar sağlarlar. Kumlu topraklar ise gerek gıda, gerekse su tutma yönünden yeterli kapasiteye sahip değillerdir. Diğer tarafta ağır killi topraklar yeterli havalanma sağlamadık¬ları için zeytin yetiştiriciliği yönünden tehlikeli olabilirler.
Bin yıllık ömre rağmen zey¬tin ağacının kök-saçak derinliği 1.20 m r16;yi geçmez. Bu derinlik içinde olduğu kadar, bu derinliğin hemen altında mevcut olan su geçirmez tabakalar, bitkilerin saçak köklerine ciddi zararlar verebilir.

Toprağın kimyasal karakterleri açısından ise genel kriterler şöyle sıralanabilir:

- Zeytin kültürleri, kimyasal açıdan değişik karakterli topraklara karşı tolerantlıdır. Örneğin: pH yönünden 5.0-8.5 arasındaki toprak şartlarına uyum sağlaya¬bilirler. Ayrıca belirli düzeyde Bor ve Klor taşıyan topraklara da toleranttırlar.
- pH yönünden verilen sınırların alt ve üst düzeyleri ile sulama suyundaki 3 ppm'nin üzerindeki Bor içerikleri arzu edilmez.

c) Su Şartları

Zeytin ağacı yıllık yağışın en az 600 mm olan yerlerde sulanmadan yetişebilir ise de, maksimum verim ve uygun kalitede hasat için özellikle yaz aylarında su¬lanması gereken bir kültür olarak algılanmalıdır. Bu nedenle yeni kurulacak plan¬tasyonlarda yeterli su kaynaklarına sahip olmak önemli bir faktör olarak düşü¬nülmelidir.
Su faktörleri ile ilgili olarak, su kalitesinin de, yaptırılacak bir analiz ile ortaya konulması ihmal edilmemelidir. Özellikle Bor ve Nitrojen (Azot) içeriği yönünden yaptırılacak su analizleri zeytin yetiştiriciliğinde önemli kriterlerdir. Yukarıda da kısaca değinildiği gibi, su içeriğinde 3 ppm sınırın üzerindeki Bor, zeytinin bu ele¬mente karşı gösterdiği toleransı sınırlayabilir. Ayrıca yüksek miktardaki Azot içe¬rikleri de vejetatif gelişmeyi hızlandırdığı için meyve tutumunu ve gelişmesini önleyebilir. Su içeriğindeki aşırı Soydum (Na), bitkilerin su alımını engellediği için, mutlaka dikkate alınmak zorundadır.

ZEYTİNİN ÇOĞALTILMASI VE ANAÇLARI

1.Aşı İle Çoğaltım

Çöğür Yetiştirme

Zeytinde tohumla üretim sadece türlerin ıslahı ve genetik alanda araştırma yapmak ama¬cıyla uygulanır. Çünkü zeytinlerden alınan tohumlardan elde edilen bireyler asla ana bitkinin karakteristik özelliğini göstermezler. Bunun için tohumla elde edilen çöğürler direkt olarak bahçe tesisinde kullanılmazlar.

Tohumlar hem yabani, hem de kültür çeşitlerinden olmak üzere iki gruptan elde edilir.

Aşı

Bütün yaz boyunca tavalara gerekli bakım uygulanır. Ertesi ilkbaharda kurşun kalem ka¬lınlığına gelen çöğürler aşılanır.
İlkbaharda 3-4 mm kalınlığında ve birkaç santimetre uzunluğunda ufak kalemlerle çö¬ğürlere kabuk (çoban) aşı yapılır.

2.Çelik İle Çoğaltım

Kalın Dal Çelikleriyle Çoğaltım

Kalın dal çelikleri rezerv maddelerinin bol oluşu ve köklenme olanaklarının fazlalığı ne¬deniyle tercih edilmektedir. Çelikler en az 25 ve en çok 40 cm boyunda ve 2-8 cm kalın¬lığında olabilirler. Bunlar 70-80 cm'lik aralıkla açılan karıklara yatay veya 45°'lik eğimle konurlar ve üzerleri 5-6 cm harçla kapatılır. Bu harç mil ve gübre karışımı şeklinde olursa sonuç daha başarılı olur.

Kanırtmaçla (Piçlerle) Üretim

Bunlar zeytin ağacının özel yapısı nedeniyle ağacın dibinden çıkan sürgünler olup, "piç" veya "kanırtmaç" olarak adlandırılırlar. Zeytinin 3-4 yaşından sonra, kökle birleştiği yerlerden yumrular oluşur ve bu yumrulardan piçler çıkar.

Yumrudan Üretim

Yumrular anaç-kalem uyuşmazlığından, budama yaralarından veya dış hava koşulların¬dan meydana gelebilir. Genellikle ağaçların yumru oluşturma zamanı Şubat-Mart ayları¬dır. İyi bir yumru 1-2 kg olmalıdır. Yumrular ağaçtan dikkatli biçimde çıkarılarak perdah¬lanır ve 70 x 30 cm'lik dikim çukurlarına dikilir. Ancak bu üretimle büyük fidanlık kurulmaz.


BAHÇE TESİSİ

Yeni bir tesis kurulmadan önce, tesviye, drenaj gibi toprak hazırlıkları tamamlanmalıdır. Taban suyunun yüksek olduğu yerlerde ancak drenaj yapıldıktan sonra tesis kurulabilir. Meyilin az olduğu yerlerde toprak muhafaza tedbirleri alınarak, meyilin % 5 den fazla olduğu yerlerde özel teraslamalarla tesis kurulur.

Zeytin yetiştiriciliğinde farklı şartlarda değişik dikim şekilleri uygulanabilir. Genellikle, düzgün ve köşeleri dik açılı yerlerde kare, ara ziraatı yapılan yerlerde dikdörtgen, geniş sahalarda birim alanda daha fazla ağaç dikmek için üçgen dikim şekilleri tercih edilir. Buna mukabil meyilli alanlarda toprak-su muhafaza tedbirleri alındıktan sonra kontur dikim uygulanır. Dikim öncesi iyi bir toprak işleme, gerekli ise drenaj ve tesviye işleri mutlaka yapılmalıdır.

Zeytinlik tesisinde aşı veya çelik yöntemiyle yetiştirilmiş 2-3 yaşlı fidanlar kullanılmaktadır. Bu fidanlar verimli klonlardan üretilmiş ve sağlıklı olmalıdırlar.

Dikimde fidanlara uygulanacak aralık ve mesafelerin tespitinde çeşit özelliği dikkate alınmalıdır. Küçük taç oluşturan Gemlik çeşidi 5 x 5 m. aralık ve mesafe ile dikilebilir. Domat gibi büyük ve yaygın ağaç yapısına sahip çeşitlerde ise ileride bir sıkışıklığa sebep olmamak için aralık ve mesafeler daha geniş tutulmalıdır.

Fidan dikiminde 80 x 80 cm. lik derinlikte açılan çukurlara dikim tahtası kullanılarak dikim yapılmalıdır. Dikim esnasında çukurlara temel gübreleme uygulanmalıdır. Dikim tüplü fidanlarda toprak seviyesinde olmalı, fidanlar aşılı ise aşı noktasının toprak altında kalmamasına dikkat edilmeli ve dikimden hemen sonra fidanlara can suyu verilmelidir.

Dikim sonrası hastalık ve zararlılardan korunmak için kesim yerleri macunlanmalı, birkaç yıl bolca sulanmalı, yabancı ot mücadelesi yapılmalı, çanakta oluşan kaymak çapalanmalı, hastalık ve zararlılarla yoğun mücadele edilip ikinci veya üçüncü yıl hafif kesimle şekil verilmeye başlanmalıdır.

- Dikim öncesi yapılacak işler:

Fidanlar bekletilmeden yörelere göre Ocak-Şubat veya Mart aylarında dikilir.Çukur dibindeki toprak kürekle karıştırılmalıdır.Eğer toprak çok ağır ise ve çukur dibinde su bulunuyorsa(Gerz yapılıyorsa) çukur daha da derinleştirilmeli ve iri çakıllardan çukur dibine 10-15cm kalınlığında bir kat yapılarak suyun kökleri boğmaması ve drene olması sağlanır.Ondan sonra çukur dibine 1Kğ.süper fosfat veya triple ve 1Kğ. Potasyum Sülfat verilir.Daha önce ayrılmış olan üst toprak gübrenin üzerine dökülür,hafifçe karıştırılır.

- Dikim:

Tüplü fidanlar naylon torbalarından tutularak çukurların yanına getirilir.kesinlikle fidanlardan tutularak taşınmamalıdır.Tüplü fidanlara önce su verilir,toprak dağıtılmadan naylon torbadan çıkartılır.Çukurun ortasına konulur.Naylon torbadaki toprak seviyesi ile bahçenin toprak seviyesinin aynı olmasına dikkat edilmelidir.Daha önce çıkan alt toprakla kenar boşluklar doldurulur.Kalan toprakla da yalak yapılır.Ve can suyu verilir.

- Ağaçlandırma yükseklikleri:

Hayvan zararından korkulan yerlerde 80-100cm.den tepeleri kesilir.Eğer kuracağınız zeytinlik çit veya başka bir şekilde hayvan zararından korunmuş ise ve sulama imkanınız var ise,özellikle sofralık çeşitlerde hasat kolaylığı için toprak seviyesinden 30-45cm.den tepe kesilerek alçak gövdeli yetiştiricilik yapılması tavsiye edilir.


- Dikim sonrası yapılacak işler:


a- Can suyu verilir.

b- Hakim rüzgar yönünde herek dikilerek,gevşek bir şekilde bağlanır.

c- Gövdeler gerekiyorsa yazın yakıcı güneş ışınlarından korunmak için kireçle veya daha iyisi kireç ve göztaşı eriyiği ile badana edilmelidir.Veya sap saman ot ile sarılır.

d- Eğer ara ziraati yapmak üretici bakımından zorunlu ise fidanlara 1.5m. den fazla yaklaşılmamalıdır.Ara zıraati 4-5 yıldan fazla yapılmamalıdır.

e- Nemli,soğuk ve ağır topraklı yerlerde kesinlikle baklagil ara ziraati yapılmamalıdır.

f- Her sene zeytinlik ilk ve sonbaharda en az birer defa sürülüp,yabancı ot mücadelesi ihmal edilmemelidir.Arazi meyilli ise fidanların alt kısımlarına iri taşlardan veya topraktan teras yapılarak toprak erozyonunun önlenmesi lazımdır.

g- Yalakların daima temiz tutulmasına sulamalardan sonra kaymak tabakasının kırılmasına dikkat edilmelidir.

h- Ağaç diplerinde kuru ot bırakılmamalı ve kuru otlar toplanarak yakılmalıdır.

TOPRAK İŞLEME

Toprak işlemenin pratik faydaları şunlardır:
Toprağı kabartmak, su tutma kapasitesini artırmak, gerekli olan havayı temin etmek, homojen bir yapı oluşturmak, ayrıca verilen kireç, çiftlik gübresi, yeşil ve mineral gübrenin toprakla gerektiği gibi karıştırılmasını sağlamak ve yabancı otları yok etmektir.

Böylece toprak fiziksel, kimyasal ve biyolojik olaylar için gerekli ortamı kazanmış olur.

Hasat sonu kış yağmurlarının toprağa daha iyi işlemesi için sıra araları 5 soklu pullukla 20-25 cm. derinlikte işlenebilir. Ağır topraklar kumlu topraklara göre daha derin işlenmelidir. Orta ve ağır bünyeli topraklarda pulluğun aynı işleme derinliğinde sık sık kullanılması sonunda çizi tabanı denilen bir katman oluşur. Bu tabaka dip kazan aleti ile sürülmelidir veya sürüm derinliği değiştirilmelidir.

İlkbaharda kazayağı, diskaro, kombine tırmık gibi aletlerle yüzeysel sürüm yapılır. Bu dönemdeki toprak işlemenin çiçek tutumu başlangıcından birkaç hafta önce bitirilmiş olması gerekir. Yüzeysel toprak işlemenin amacı, sulamadan sonra yüzeysel toprağın yapısını iyileştirmek ve yabancı ot kontrolünü sağlamaktır.

Meyilli arazilerde toprak erozyonunu önlemek ve su tutumunu sağlamak için toprak işleme meyile dik yönde yapılmalıdır.

GÜBRELEME

Gübreleme, ağaçlarda düzenli bir gelişme ve büyüme ile daha bol ve kaliteli ürün elde etmek için vazgeçilmez bir bakım tedbiridir.

Dengeli beslenmeyen ağaçlarda ürün miktarı azalır, yağ miktarı ve kalitesi düşer, daneler küçülür, hastalık ve zararlılara mukavemetleri ve soğuğa dayanma güçleri azalır.

Bir ağaca verilecek gübre miktarlarını belirlemek için yaprak-toprak analizleri yapılmalıdır. Pratikte verilecek gübre miktarları ağaç yaşı ve ürün miktarlarına göre ayarlanır.

Zeytin ağacı gelişme başlangıcı ve çiçeklenme dönemi olan Mart-Mayıs ayları ile çekirdek sertleşmesi dönemi olan Temmuz aylarında daha fazla bitki besin maddesine ihtiyaç duyar. Zeytinliklerin Şubat-Mart aylarında ilkbahar yağmurlarından önce gübrelenmesi gerekmektedir.

Gübre uygulamalarında azot, fosfor ve potasın hepsi birden verileceği gibi, fosfor ve potasın tümü ile, azotun ise 2/3 ü Şubat-Martta 1/3 ü de meyve gelişme döneminde uygulanabilir.

SULAMA

Zeytin üretim alanlarımızın % 75 i kır ve kır-taban gibi meyilli alanlarda olup % 90 nı kuru şartlarda bulunmaktadır.

Zeytinde verimi etkileyen önemli hususlardan birisi de topraktaki mevcut rutubetin muhafazasıdır. Bunun için alınacak tedbirler şunlardır :

1. Meyilli arazilerde toprağın daha fazla su tutmasını sağlamak ve erozyonu önlemek için uygun tipte teraslar yapmak,

2. Sulama imkanı olmayan zeytinliklerde toprakta daha fazla su depolanmasını sağlamak ve toprak rutubetini muhafaza etmek üzere toprak işleme ve yabani ot mücadelesine önem vermek,

3. Mümkün olan yerlerde zeytinleri sulamak,

Zeytin yıl içersisindeki tüm gelişme dönemlerinde topraktaki nem eksikliğine göre çeşitli tepkiler gösterir. Bunları gidermek için ihtiyaç duyduğu dönemlerde sulamak gerekir. Sulamaya en çok ihtiyaç duyulan dönem çiçeklenme sonu ile meyvede renk dönüşümü aşamaları arasındaki dönemdir. Özellikle de çekirdek sertleşme döneminde zeytinin su ihtiyacı karşılanmalıdır. Bu dönemde sulama yapılırsa ürün miktarı ağırlıkça artarken, ürünün sofralık değeri de yükselir.

BUDAMA

Sulama kadar budama da verime yönelik uygulanan kültürel işlemlerden birisidir. Zeytin ağacının gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerine ait muhtelif safhalarında farklı budama sistemleri uygulanır. Bunlar şekil, mahsül ve gençleştirme budamaları olarak tanımlanabilirler.

Şekil budaması, fidanın mümkün olduğu kadar kısa sürede şekillenip geliştirilerek meyveye yatmasını sağlamak için yapılır. Ağacın ilerideki tacı bu safhada oluşturulur. Zeytinlere genellikle tek gövde ve 3-4 ana dallı olacak biçimde şekil verilir.

Zeytin dalları güneş yakmasına çok hassastır. Sert budama ana dalları güneş ışığına maruz bırakır. Güneş yakmasından da korunmak üzere dallar üzerinde iyi bir yaprak örtüsü teşekkül ettirilmelidir. Gelişmeyi yavaşlatacak aşırı kesimden kaçınmalıdır.

Fidanlıklarda ve genç tesislerde ilk yıl; çatıyı teşkil edecek ana dalları oluşturmaya yönelik seyreltmeler yapılır ve gövde üzerinden çıkan sürgünler ve ayrıca dipten çıkan kuvvetli dip sürgünleri temizlenir. Daha sonraki yıllarda tacın dengesini bozan birbirine yakın, üst üste binmiş gereksiz dallar uygun şekilde kesilir. Bu işlem yazın yapılabildiği gibi kışın da yapılabilir.

Verimlilik devresindeki budamaya mahsül budaması denilmektedir. Amaç, tacın yaprak odun oranı açısından dengede tutulması suretiyle yeşil aksamın daha iyi havalanmasını, güneşlenmesini temin etmek ve bunun sonucunda verimliliğin devamını sağlamaktır.

Mahsül budaması her yıl yapılabildiği gibi iki yılda bir, verim yılı öncesinde de uygulanabilir. Budama ilkbaharda ve de soğuk tehlikesi yüksek olan yerlerde şiddetli soğuklar geçtikten sonra yapılmalıdır. Bol su ve gübre bulan ağaçlar hafif bir şekilde budanmalıdır ki, aşırı kuvvetli sürgün teşekkül etmesin. Çünkü bu tip sürgünler genellikle verimsizliğe sebep olurlar. Suyun ve gübrenin yetersiz olduğu, hastalık ve zararlıların tesiriyle zayıf düşmüş ağaçlar daha sert bir şekilde budanmalıdır.

Yaşlanmış ağaçlarda odun aksamı artar. Yeşil görünüm kaybolur. Sürgün faaliyetleri azalır. Zeytinde kendini yenileme gücünün fazla oluşu nedeniyle gençleştirmeye gidilmelidir. Gençleştirme ana dal seviyesinde, gövde seviyesinde ve dipten olacak tarzda yapılabilir.

Odunlaşmış, çıplaklaşarak uzamış ve sadece uç kısımlarında az miktarda ürün alınabilen ana dallara sahip ağaçlarda tacın yeniden şekillendirilmesi ve verimlendirilmesi için bu ana dalların ortadan kaldırılması gerekir.

Dallar gövdeye bağlandıkları noktanın 15-20 cm. üzerinden kesilir. Bu kesim ya periyodik yapılır veya ana dalların hepsi tümden çıkartılırlar.

Gövde seviyesinden yapılan gençleştirmeler özellikle tacı verimden düşmüş, sağlam ve yüksek gövdeli ağaçlarda gövde yüksekliğini daha aşağı seviyelere indirmek imkanını vermektedir. Bu kesimlerde aşı yerine dikkat edilmelidir. Kesimin aşı yerinin altından yapılması durumunda yeniden aşılama söz konusu olacaktır.

Gövdeleri çürümüş ve içleri boşalmış yaşlı ağaçlar ancak dipten kesilerek gençleştirilebilir. Bunların dışında diğer bir uygulama, verimden tamamen çıkmış ağaçlarda herhangi bir gençleştirmeye gitmeden bu ağaçların yanında ve sıra aralarında yeniden fidan dikilerek plantasyonların yenilenmesidir. Bu uygulamada yeni dikilen genç fidanlar belirli bir gelişme seviyesine ulaşınca yaşlı ağaçlar sökülürler.

Gençleştirmenin başarılı olabilmesi için kesim yerlerinin koruyucu bir madde ile kapatılması, gençleştirilen ağaçlara başta gübreleme olmak üzere gerekli kültürel tedbirlerin uygulanması, hayvan zararının ve erozyonun önlenmesi önemlidir.

Çeşitli seviyelerde uygulanan gençleştirmelerde ilk yıl teşekkül eden sürgünlerin hepsinin gelişmesine müsaade edilmelidir. İkinci yıl bu sürgünlerin % 50 si çıkartılır. Daha sonraki yıllarda iki veya üç ana dallı olarak ağaç tacı oluşturulur.

Gerekli bakım tedbirleri ile yapılan uygun gençleştirme budaması neticesinde ağaç yenilenmiş ve bunun sonucunda ürünün miktarı ve kalitesi arttırılmış olur.

ŞEKİL BUDAMASI:

Zeytinlerde genellikle en uygun şekil 'serbest goble' sistemidir.

Fidan dikiminden itibaren ilk iki yıl zeytinde budama işlemi yapılamaz. Ancak dikimden sonra boyu 1 m'yi aşan fidanların tepesi 90 cm'den vurulur.

İki yıl sonunda 40-90cm. yükseklikten, tek gövde üzerinde değişik noktalardan çıkan 3 ana dal bırakılır.Öteki dalların ya uçları alınır ya da gelişmelerini yavaşlatmak için aşağıya doğru eğilerek bağlanır.Ayrıca dip sürgünleri ve obur dallar çıkartılır.

Fidana şekil verilmek için acele edilmemeli, şekil 3-4 budamada elde edilmelidir.


ÜRÜN BUDAMASI:

Verime yatmış ağaçlarda ağacın şeklini korumak, periyodisiteyi azaltmak, gereksiz ve zararlanmış dalları uzaklaştırmak amacı ile hafif bir ürün budaması yapılmalıdır. Kural olarak ürün yılının başlarında (Mart - Nisan) yapılmaktadır.


GENÇLEŞTİRME BUDAMASI:

Yaşlılık nedeni ile mantarlaşmış ve gövdeden çok uzaklaşmış ana dallarla birlikte hastalık, zararlı ve şiddetli donlardan etkilenmiş dalların kesilerek yenilerin oluşturulması amacı ile uygulanmaktadır. Budamadan sonra gövde ve ana dalların güneşten zarar görmemesi için kireçleme yapılmalı ve kesim yerlerine %5 lik bordo bulmacı sürülmelidir.

HASAT

Hasat üretim masrafları içerisinde % 50-60'lık bir pay ile en önemli maliyet unsuru durumundadır. Zeytin sofralık veya yağlık olarak değerlendirildiği için hasadı da farklı periyotlarda yapılmaktadır. Yeşil zeytin hasadı meyvelerin rengi sarımsı-yeşile döndüğünde yapılır. Dokusu sertliğini biraz yitirmiş ve meyve normal iriliğini almıştır. Hasat zamanı; iklim, çevre ve çeşide göre Eylül-Ekim aylarıdır.

Zeytinler siyah olarak hasat edilecekse çeşide has olgunluk rengini alması beklenir. Fazla gecikme danede yumuşamaya neden olur. Hasat genellikle Kasım-Aralık aylarında yapılır.

Yağlık zeytinler ağaçta yeşil meyve kalmadığında, yağ oranının en yüksek seviyeye çıktığı zaman toplanır. Kabuğun etten kolay ayrılması, parmak arasında sıkıldığında meyvenin çekirdeğinin kolayca ayrılması ve sap çukurundan meyve suyunun çıkması hasat zamanının pratikteki göstergeleridir. Mevsim durumuna göre yağış, fırtına, soğuk ve don zararı söz konusu ise ve ayrıca zeytin sineği zararı varsa erken hasat yapılabilir. Meyvemsi bir tat isteniyor ise yine erken hasat söz konusudur.

Hasat yöntemleri; ağaçtan düşürme-yerden toplama ve doğrudan ağaç üzerinden elle veya bazı yardımcı aletlerle toplama şeklindedir.

Ürün kalitesi yönünden en iyi hasat şekli ürünün sıyrılmasıdır. Deneyimli personel de olursa randıman yükselir. Zeytinler sepete, torbaya veya sergi üzerine yere sıyrılabilir.

Sırıkla yapılan hasatta dalların ve filizlerin kırılması, kanserli bölgelerde bulaşma ve müteakip yılın ürünün zarar görmesi gibi olumsuzluklar söz konusudur. Eğer zorunlu olarak sırık kullanılacaksa sırık üzerine bez veya benzeri malzeme sarılmalıdır. Vuruş şekli içten dışa doğru olmalıdır.

Son yıllarda kayıpların önlenmesi ve randımanın artırılması için mekanik hasada geçilmiştir. Elle kullanılan basit taraklarla randıman % 20 artmıştır. Küçük bahçelere ve büyük makinelerin giremeyeceği plantasyonlara düşük maliyetli basınçlı hava ile çalışan taraklar, sarsıcılar ve çırpıcılar sokarak hasat yapılabilir.

Sarsıcı makinelerin iş randımanını artırmak için danelerin kopmasını kolaylaştırıcı kimyasal maddelerle çalışma yapılmaktadır. Çeşitli yöntemlerle hasat edilen zeytinlerle birlikte, yaprak ve filizler de dökülür. Bunların daneden elle ayrılması zaman kaybına neden olur. Bu ayırma işleminde elek ve temizleyiciler kullanılmaktadır.

PAZARA SUNULMASI:

Zeytin yetiştiriciliğinden elde edilen başlıca iki ürün zeytinyağı ve sofralık zeytinlerdir. Zeytin ve zeytinyağı üretiminin yan ürünlerinden olan prina, odun, yaprak, zeytin çekirdeği vb. önemi gözardı edilmemelidir. Ülkemiz zeytin üretimine %85 - 88 yağ sanayisinde kullanılırken zeytin, gerek sofralık siyah ve yeşil salamura dane olarak gerekse zeytinyağı olarak iç tüketimde ve dış satımda pazarlama imkanı yükselk çok değerli bir ürünümüzdür.

Bu nedenle yetiştiricilik ve teknolojik sorunlara çözüm getirerek zeytinciliği geliştirme çabasında olmalıyız.

ZEYTİN ÇEŞİTLERİ
Zeytincilikte bahçe tesis ederken çeşit seçimi önemlidir. Ürünün sofralık veya yağlık değerlendirilmesi durumları dikkate alınarak uygun çeşidin seçilmesi ve seçilen çeşidin yetiştirme koşullarına adaptasyon durumunun dikkate alınması ekonomik bir zeytin yetiştiriciliği için büyük bir önem taşımaktadır.

Türkiye de yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan bazı çeşitler şunlardır.


Ayvalık:
Özellikle Edremit körfez bölgesinde yaygındır. Ağacı kuvvetli ve dik gelişir. Mekanik hasada uygun bir çeşittir. Kendine kısmen verimlidir. Tozlayıcı çeşitleri Gemlik, Memecik ve Erkencedir. Köklenme kabiliyeti yüksek olduğundan çelikle üretilebilir. Meyvelerinin yağ oranı ve kalitesi yüksektir. Meyvesi orta irilikte olup eti çekirdekten zor ayrılır. Yağlığın yanısıra sofralık olarak da değerli bir çeşittir.

Domat:
Özellikle Manisanın Akhisar ilçesinde yaygındır. Kuvvetli gelişen bir çeşit olup geniş ve yayvan taç oluşturur. Entansif şartlarda verimi yüksek ve düzenlidir. Çeliklerinin köklenme kabiliyeti çok düşük olduğundan aşı ile üretilmektedir. Meyvesi iridir ve geç olgunlaşır, yağ oranı orta seviyededir. Eti çekirdekten zor ayrılır. Soğuğa hassas olup, zeytin kanserine kısmen dayanıklıdır. Yeşil sofralığa yönelik bir çeşittir.

Gemlik:
Marmara bölgesinin ve ülkemizin başta gelen siyah sofralık çeşididir. Ağacı orta kuvvette olup verimi yüksek ve oldukça düzenlidir. Kısmen kendine verimli olan bu çeşidin tozlayıcıları Ayvalık, Çakır, Samanlı ve Erkence çeşitleridir. Meyvesi erken olgunlaşır, eti çekirdekten kolay ayrılır. Yüksek yağ oranı sebebiyle sofralığa uygun olmayan daneler yağa işlenmektedir. Soğuğa kısmen dayanıklı bir çeşittir.

Manzanilla:
İspanya kökenli bir çeşittir. Entansif yetiştiriciliğe uygundur ve ağacın gelişme kuvveti orta düzeydedir. Bu çeşidin farklı tipleri olduğu bilinmekte olup, ülkemizde yetiştiriciliği yapılan tipinde kendine döllenme problemi tespit edilmiştir. Bu sebeple bahçe tesisinde mutlak surette tozlayıcı çeşide gereksinim vardır. Tozlayıcı olarak Uslu ve Ayvalık tavsiye edilmektedir. Çok yüksek köklenme oranı sebebiyle çelikle üretilmektedir. Meyvesi erken olgunlaşır, yağ oranı orta düzeyde fakat kalitesi iyidir. Eti çekirdekten kolay ayrılır. Başlıca yeşil salamuralık olarak değerlendirilen bu çeşidin solgunluk, halkalı leke ve zeytin dal kanserine karşı hassas olduğu bilinmektedir.

Memecik:
Ege bölgesi ve ülkemizin en çok ağaç varlığı olan çeşididir. Ağacı kuvvetli gelişir. Kendine kısmen verimli olduğu bilinen bir çeşittir. Tozlayıcı olarak Ayvalık, Gemlik gibi çeşitler önerilir. Meyveleri yüksek yağ oranına sahiptir ve yağ kalitesi yüksektir. Eti çekirdekten zor ayrılır. Hem yağlık hem de sofralık olarak 2 yönlü bir çeşittir. Soğuğa ve kurağa hayli mukavimdir.

ZEYTİN HASTALIKLARI

Zeytinlerde Halkalı Leke Hastalığı
Hastalık etmeni kışı yere dökülen veya ağaç üzerinde kalan canlı ve kurumuş hastalıklı yapraklarda geçirir. Etmenin optimum gelişme sıcaklığı 18-20 oC dir. Hastalık 9 oCnin altında ve 30 oCnin üzerinde gelişemez.

İlkbahar ve sonbaharı yağışlı ve nemli geçen bölgelerde hastalık daha yaygın olarak görülmektedir. Ayrıca kuytu ve su tutan yerler, hava ve güneş almayan sık dikilmiş budanmamış zeytinlikler hastalık için uygun ortamlardır. Fazla azotlu gübre ve çiftlik gübresi kullanılması hastalığın artmasına neden olur.

İlk belirtileri ilkbaharda yaprakların üst yüzeylerinde siyahimsi gri renkte yuvarlak noktalar şeklindeki lekelerdir. Bu noktaların bulunduğu yerde renk açılır, daha sonra bunun çevresinde normal yaprak renginde bir halka oluşur ve bu halkalar gelişir. Bu görünüm nedeniyle hastalığa halkalı leke hastalığı denilmektedir.

Yaprakların fonksiyonlarını tam yapamamaları meyve tutumunun azalmasına ve erken meyve dökümüne neden olur. Epidemi yıllarında yaprakların tamamının dökülmesiyle ağaçlar çıplak kalabilirler. Bu durumda kuvvetten düşen ağaçlarda sürgün ve ince dallar kuruyabilir.

Mücadelesi :

Kültürel Önlemler :
a-Taban arazide, ağır ve su tutan topraklarda, havasız ve nemli yerlerde zeytinlik tesis edilmemelidir.
b-Su tutan arazilerde drenaj kanalları açılarak su akıtılmalıdır.
c-Gübreleme ve sulama, tekniğine uygun yapılmalıdır. Kreç bakımından zayıf topraklar kreçlenmeli veya kreçli gübre kullanılmalıdır.
d-Ağaçlar havalanacak ve yeterli ışık alacak şekilde budanmalıdır.
e-Yere dökülen lekeli yapraklar toplanıp yakılmalı veya derince sürülerek toprağa gömülmelidir.
f-Hastalığa dayanıklı çeşitlerin yetiştirilmesine çalışılmalıdır.

Kimyasal Mücadele :

Bölgelere göre değişik zamanlarda yapılır.

Marmara bölgesinde;
1. İlaçlama : Sonbahar sürgünleri görülmeden hemen önce,
2. İlaçlama : Çiçek somakları belirginleştikten sonra, çiçekler açmadan önce,

Akdeniz bölgesinde;
1. İlaçlama : Hasattan sonra,
2. İlaçlama : İlkbahar sürgünleri görülmeden hemen önce,
3. İlaçlama : Çiçek somakları belirginleştikten sonra, çiçekler açmadan önce,

Ege Bölgesinde ;
1. İlaçlama : Sürgünleri görülmeden önce,
2. İlaçlama : Çiçek somakları belirginleştikten sonra, çiçekler açmadan önce.

Etkili Maddenin Adı ve Yüzdesi Formülasyonu
Dozu (100 lt. suya preparat)
Bakır sülfat (% 98) +
Sönmemiş kireç % 1.5 luk Bordo bulamacı (1.ilaçlamada) 1500 gr.
750 gr.
Bakır sülfat (% 98) +
Sönmemiş kireç % 1 lik Bordo bulamacı (2.ilaçlamada) 1000 gr.
500 gr.
Hazırlı bakırlı ilaçlar Islanabilir toz (WP) 400 gr.

İlaçlamalarda yüksek basınçlı motorlu pülverizatörler kullanılmalıdır.

Zeytinde Dal Kanseri
Zeytin dal kanseri genellikle zeytin ağacının gövde, dal ve sürgünlerinde değişik büyüklükte ur ve siğiller şeklinde görülür. Bunların büyüklüğü, etmenin bulaştığı yara büyüklüğü ile orantılıdır. Senelik sürgünlerdeki siğiller küçük ve yuvarlaktır.

Hastalık etmeni bir yara parazitidir. Bitkiye, budama, hasat, don ve dolu sebebiyle oluşan çatlaklardan ve böceklerin açtığı yaralardan giren bakteri bulaştığı yerlerde önceleri küçük siğil şeklinde urlar oluşturur. Birkaç ay içersinde bu urlar irileşerek fındık büyüklüğünü alırlar. Önceleri yeşil renkte olan urlar zamanla grileşir ve üzerlerinde çatlaklar oluşarak pürüzlü bir görünüm kazanırlar. Hastalık sonucunda ağaçlarda kurumaya varan zararlanmalar görülür.

Mücadelesi :

Kültürel Önlemler :
1.Sık sık don olayının meydana geldiği yerlerde zeytin üretimi yapılmamalı,
2.Kanserli fidanlarla zeytinlik tesis edilmemeli,
3.Aşı kalemlerini kansersiz zeytinliklerden almalı,
4.Kanserle bulaşık zeytinliklerde budama işleri rutubetli ve yağışlı günlerde yapılmamalı,
5.Budamaya öncelikle kanserli ağaçlardan başlanmalı, budama aletleri her ağaç değiştirişte %10 luk Sodyum hipoklorit (Klorak) eriyiğine batırılıp dezenfekte edilmeli,
6.Ağaçlara kompoze gübre verilmeli,
7.Sırıkla hasat yapılmamalıdır.

Kimyasal Mücadele :
1. İlaçlama : Hasattan hemen sonra,
2. İlaçlama : Dolu ve don zararlarından sonra,
3. İlaçlama : İlkbahar yağmurları başlamadan önce,
4. İlaçlama : Sonbahar yağmurları başlamadan önce Bordo bulamacı uygulanarak yapılmalıdır.

Etkili Maddenin
Adı ve Yüzdesi Formülasyonu Dozu (100 lt. suya preparat)
Bakır sülfat (% 98) +
Sönmemiş kireç % 2'lik Bordo bulamacı (1.,3. ve 4. ilaçlamada) 2000 gr
1000 gr
Bakır sülfat (% 98) +
Sönmemiş kireç % 1'lik Bordo bulamacı (2.ilaçlamada)
1000 gr
500 gr

ZEYTİN ZARARLILARI

Zeytin Sineği

Larvası meyve etinde galeriler açarak beslenir ve özellikle salamuralık çeşitlerin salamuralık özelliklerini azaltarak ve yağlık çeşitlerde asitliğin yükselmesine sebep olarak ekonomik kayıplara yol açar.

Mücadelesi :

Kültürel Mücadele :
Pupalarının yok edilmesi amacıyla kışın derin sürüm önerilir. Ayrıca 3-4 günde bir yere dökülen kurtlu meyvelerin toplanarak uzaklaştırılması önemlidir.

Kimyasal Mücadele :
Zeytin meyvelerinin irileştiği yaz aylarında zeytin meyvesinde zeytin sineğinin vuruk sayımları yapılarak ilaçlamaya karar verilir. Vuruk oranı, salamuralık çeşitlerde %1 e, yağlık çeşitlerde %10 a ulaştığı zaman ilaçlamaya başlanır. İlaçlama uçakla havadan veya yer aletleriyle yapılır.

Zeytin Güvesi
Zararlının larvası yaprak, çiçek ve meyvede zarar yapar, meyve tutumunu engeller.

Kimyasal Mücadele :
Çiçeklerin %4-5 oranında açtığı dönemde çiçek dölüne, meyveler mercimek iriliğine geldiğinde meyve dölüne karşı ilaçlama yapılmalıdır.

Zeytin Kara Koşnili
Larva ve ergin dönemlerinde ağacın öz suyunu emerek beslenir. Aynı zamanda salgıladığı tatlımsı madde karaballık da denilen fumajin oluşturur. Böyle ağaçlar siyah isle bulaşmış gibi görünürler. Beslenmenin engellenmesi sonucunda zeytin ağaçları zayıflar ve ürün miktarı azalır.

Mücadelesi :

Kültürel Mücadele :
Koşnil genelde kuvvetli ağaçlarda daha az zararlı olduğundan zayıf düşmüş ağaçların kuvvetlendirilmesi zorunludur.

Biyolojik Mücadele :
Doğada mevcut faydalı türler koşnili %50’nin üzerinde kontrol edebiliyorsa ilaçlama yapılmamalıdır.

Kimyasal Mücadele :
Yazlık mineral yağ veya bir insektisit ile yaz ilaçlaması yapılmalıdır.

Zeytin Koşnili
Zararını zeytin ağaçlarının gövde, dal, sürgün, yaprak ve meyvelerinde yapan ekonomik yönden önemli bir zararlıdır. Bitki öz suyunu emerek ağaçları zayıflatıp verim azalmasına neden olur. En önemli zararı zeytin daneleri üzerinde yaptığı emgi sonrası siyah lekeler ve şekil bozukluklarına yol açarak ürün kalitesini düşürmesidir.

Mücadelesi :

Kültürel Önlemler :
Kuruyan dallar kesilmeli, ağaçların iyi havalanmasını sağlayacak şekilde budama yapılmalıdır.

Kimyasal Mücadele :
Zararlının mücadelesi daha çok ikinci döle karşı yapılır. Ağaçlar genellikle Ağustos ayında organik fosforlu bir insektisit ile ilaçlanmalıdır.

ZEYTİNCİLİK KANUNU

Tarımsal hiçbir ürüne ait kanun yokken, 1939 yılında zeytin için özel olarak çıkarılan Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması hakkında 3573 Sayılı Kanun en son 28.2.1995 tarihinde yeniden düzenlenerek 4086 sayılı kanun çerçevesinde günün şartlarına uygun hale getirilmiştir.

Bu kanun ve bu kanuna dayalı olarak çıkarılan talimatlar; Hazineye ait ve bahçe tesisine uygun yerleri belirlemek, buralarda zeytin bahçesi kurulmasını sağlamak, halihazırda mevcut zeytin bahçelerindeki ürünü çoğaltmak, üretim masraflarını azaltmak, zeytinyağı fabrikaları ve salamurahanelerin modern hale getirilmesi için gerekli bütün tedbir ve düzenlemeleri sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
En son tarimsal tarafından Pzr Haz 19, 2011 7:58 pm tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.


Kullanıcı avatarı
tarimsal
Kıdemli Üye
Mesajlar: 675
Kayıt: Prş Mar 31, 2011 6:16 am
İletişim:

Pzr Haz 19, 2011 7:58 pm

Zeytin Ağacının Tarihçesi

Çeşitli dini inanışlar açısından saygın bir yeri olan zeytin ağacı (Olea europeae)r17;nın kültürel anlamda ilk yetiştiriciliğinin M.Ö. 3000 yıllarında Suriye'de yaşa¬yan Sami ırkları tarafından yapıldığı ve yağının ticari anlamda kullanıldığı kayde¬dilmektedir.

Bu bitkinin Suriye'den Türkiye ve Mısır'a yayılışı Sami ırkının etkisi ile olmuş¬tur. Daha sonraki yıllar içinde (M.Ö. 2000-1000 yılları arasında) Mısırlıların zey¬tin ve zeytinyağı ticareti yaptıkları yanında ölülerinin mezarlarını bu bitkinin dal¬ları ve meyveleri ile süsledikleri gerçeği, çeşitli arkeolojik çalışmalar sonucunda ortaya konulmuştur. Ayrıca, zeytinin tüm Akdeniz'in güney sahillerine (Tunus, Cezayir, Fas) ve İspanya'nın Akdeniz sahillerine yayılması, Mısırlılar tarafından gerçekleştirilmiştir. Aslında bu yayılım arasına Girit Adası'nı da koymak gerekir. Çünkü, zeytinin erken Grek ve Roma dönemine geçişi M.Ö. 900'lere bu adadan kaynaklanmıştır. Her ne kadar Heredot M.Ö. 5000 yıllarında Atina ve çevresinin zeytin ormanları ile dolu olduğunu yazmış ise de, bu alanlardan gerektiği gibi ya¬rarlanıldığı konusunda yeterli bilgiler yoktur.

Zeytin meyvelerinden yüksek oranda yağ elde etmenin mucidi ise Romalılar olmuştur. Pres metodlarını ilk olarak onlar keşfetmiş ve geliştirmişlerdir.

Roma İmparatorluğunun çöküşünün hemen öncesinde zeytin üretimi; Orta-Doğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz kuşağındaki tüm ülkelerin ortak ürünü olmuştur. Bu ülkelerden, dünyanın diğer ülkelerine yayılımı ise 1560 yılından itibaren, da¬ha çok göçler, koloni ve misyon faaliyetleri ile gerçekleşmiş ve özellikle Amerika Kıtası'nın uygun iklim şartlarına taşınmıştır.


Cevapla

“Meyve Yetiştiriciliği” sayfasına dön