Forumda görev almak isteyen arkadaşlar PM (@tarimsal) ile iletişime geçebilir.
***
Üyelik işleminden sonra üyelik aktivasyonu için, e-posta hesabınızda ki Spam/Gereksiz vb. klasörüne bakmayı unutmayın!

Süne ve Mücadelesi

Cevapla
Kullanıcı avatarı
tarimsal
Kıdemli Üye
Mesajlar: 675
Kayıt: Prş Mar 31, 2011 6:16 am
İletişim:

Cum Ara 16, 2011 2:05 am

Süne hububatın en önemli zararlısıdır. Ergin böcek 1 cm. boyunda olup, vücut şekli oval, üst kısmı hafif kubbemsidir. Genellikle toprak renginde olan zararlı pis bir kokuya sahiptir. Ergin ve yavrular (nimfler) ince uzun hortumları ile ekinlerin sap ve danelerini emmek suretiyle zarar yapmaktadır.

Resim

Yaşayışı: Çiftçilerimizin kepenekli böcek dediği süne, yaz sonundan ilkbahara kadar geçen süreyi kışlak denilen dağ ve tepelerde meşe, geven, ve kirpi otu gibi bitkilerin yaprakları altında ve arasında geçirir.

İlkbaharda ısınan hava ile birlikte kışlaklardan uçarak genellikle Nisan ayı sonunda ekili alanlara iner. Orada bir süre beslenen erginler çiftleşir ve yumurta bırakırlar. Filizi yeşil renkteki yumurtalardan çıkan yavrular (nimfler) danede emgi yaparak büyük ölçüde zararlı olur. Temmuz ayı sonlarında gelişimini tamamlayan yeni nesil erginleri kışlaklara çekilir.

Zararı: Süne, zararını hububatın bütün gelişme dönemlerinde yapmaktadır.

1- Kurtboğazı Zararı: Kışlamış erginler kardeşleme dönemindeki hububatı toprağa yakın kısmından emerek kurutur. Bu şekilde emilmiş bitki sap çıkarıp, dane bağlamaz.

2- Akbaşak Zararı: Kışlamış erginler, başaklanma dönemindeki hububatın sapını emerek bitkinin kurumasına ve dane bağlamasına engel olur.

3- Dane Emgi Zararı: Hububatın süt ve sarı olum devresinde, süne nimfleri ve yeni nesil erginler daneleri emerek büyük ölçüde zararlı olur. Bu şekilde zarar %2 oranından itibaren danelerin ekmeklik ve tohumluk özellikleri azalır. %4 emgiden sonra ekmeklik özelliğini de kaybeder. Yoğunluğun fazla olduğu yer ve yıllarda bu üç tip zarar birleşerek hububatta %100' e ulaşan kayıplara sebep olmaktadır.

Mücadelesi: Süne mücadelesi büyük ölçüde teknik çabayı gerektiren bir çalışma olup, ancak Devlet ve üretici işbirliğiyle yürütülmesi mümkündür.

Biyolojik Mücadele: Süne ile mücadelede biyolojik mücadele büyük önem taşır. Süne parazitoiti kullanılarak yapılan biyolojik mücadelede, doğayı tahrip etmeden yapılan en iyi mücadeledir. Ancak parazitoit salınacak alanların alanların parazitoitlerin yaşamasını sağlayan ağaçlıklı yerlerin olması gerekir. Son yıllarda bu mücadele yöntemi bölgemizde yaygınlaşmaktadır.

İlaçlı Mücadele: Tarım kuruluşları teknik eleman, ilaç ve alet ile bu mücadeleyi yönetir ve destekler. Bu konuda teşkil edilen ekipler zararlının ovaya inişinden itibaren sürekli olarak ekim alanlarını kontrol eder, gerekli sayımları yapar ve süne yumurtalarının parazitlenme nisbetini tesbit eder.

Bu çalışma sonucuna göre mücadeleye karar verilen yerlerde durum üreticiye duyurulur ve zararlının 2 nci dönem nimf (yavru) devresinde ilaçlı mücadeleye başlanır. İlaçlamalar yer aletleri ile yapılmaktadır.Gerekli ilaç devlet tarafından karşılanmaktadır.

Üreticilerimizden neler bekliyoruz:

* Tarlalarınızı kontrol ediniz. Süne mücadelesinde zararlının yoğunluk gösterdiği ekilişlerin tesbitiyle sayımlar büyük önem taşır. Ekiplerimizin tüm ekilişleri zamanında kontrol etmesi son derece güçtür. Bunun için her üreticinin tarlasını serin saatlerde sık sık kontrol ederek, yoğunluk gördüğü anda en yakın ilgiliye haber vermesi, sünenin tesbiti ve sayımının kısa sürede yapılmasını sağlayacaktır. Bu da büyük ölçüde zaman, emek ve para tasarrufu demektir.

* Ekiplerin tavsiyelerine uyunuz. İlaçlı mücadelede sayım sonuçlarına göre yapılacağı için teknik elemanların söylediklerine uyunuz, tavsiye olunan metod ve ilaç dışında başka arayışlarla vakit geçirmeyiniz.

* Yumurta parazitoiti yardımcımızdır. Sünenin en büyük tabii düşmanı yumurta parazitleridir. Bölgenizde parazitlenme nisbeti yüksek ise ilaçlı mücadeleye gerek olmadığını biliniz.

* Aletinizle mücadeleye katılınız. İlaçlamalar yer aletleri yapılmaktadır. Teşkilatın alet ve ilaç yardımı yanında kendi atamizör ve sırt pülverizatörlerinizle mücadeleye katılınız.

* İlacı uygun dozda ve zamanında atınız. Süne mücadelesi günün sakin zamanlarında yapılır. Bunun için yer aletleri ile yapacağınız ilaçlamayı sabah 4- 10 öğleden sonra 15- 18 saatlerinde uygulayınız.

* Uygun olmayan alet ve yöntemlerle yapılan ilaçlı mücadele fayda yerine zarar verir.

* Parazitlerin barınabilmesi için yeşil kuşaklara ihtiyaç vardır. Tarlalarınızın kenarlarına uygun ağaçlar dikiniz, yeşil kuşaklar oluşturunuz.

Değerli üreticiler,

Süne tabii bir afettir. Mücadelesi güç olup, topyekün bir çalışma gerektirir. Bu konuda görev yapacak elemanlar sizler için çalışacaklardır. Onların talimatlarına uyunuz ve yardım taleplerini geri çevirmeyiniz.

Başarının; teşkilatımızla yapacağınız işbirliği sayesinde olacağını unutmayınız. Daha fazla bilgi için tarım kuruluşlarına başvurunuz.
En son tarimsal tarafından Cum Ara 16, 2011 2:06 am tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.


Kullanıcı avatarı
tarimsal
Kıdemli Üye
Mesajlar: 675
Kayıt: Prş Mar 31, 2011 6:16 am
İletişim:

Cum Ara 16, 2011 2:28 am

Konya Bölgesinin en önemli tarımsal faaliyeti kuşkusuz hububat tarımıdır, her yıl yaklaşık 12-12,5 milyon dekar alanda hububat tarımı yapılmaktadır. Konya, ülkemizin hububat ambarı özelliğini taşımaktadır. Süne (Eurygaster spp.), ülkemizde hububatın en önemli zararlısı konumundadır.

Zararlıya karşı 1950'lerde başlayan kimyasal mücadele, günümüze kadar artarak devam etmiştir. Biyolojik Mücadele " Bir canlının diğer bir canlıya karşı kullanılması"dır. Diğer bir ifadeyle Biyolojik mücadele tarım alanlarındaki zararlıları baskı altına alarak, onları ekonomik zarar seviyesinin altında tutmak için, zararlıların doğal düşmanlarından yararlanılarak gerçekleştirilen Zirai Mücadele faaliyetidir. Biyolojik mücadele, Entegre mücadelenin en önemli unsurlarından biridir. Sünenin doğada çoğalmasını engelleyen pek çok parazitod ve predatörü vardır. Bunlar içerisinde de Trissolcus spp.(Hymenoptera, Scelionidae), Süne yoğunluğunu düşürebilecek potansiyele sahip en etkili doğal biyolojik mücadele ajanıdır.

Ancak bunların laboratuarda kitle halinde çoğaltılarak doğaya salıverilmesinden çok, doğa bu bireylerin yaşamalarına elverişli hale getirilmelidir. Bu yöntemi uygulamanın yegâne yolu da poli kültür tarıma yönelmektir. Bazı yörelerde polikültür tarıma geçişin yanında; parazitoitlere yazlama ve kışlama imkanları vererek etkinliklerinin artmasını sağlayan, yöreye uygun ağaç ve ağaçcık türlerinin korunması, çoğaltılması gerekmektedir. Sorunun çözümüne biyolojik mücadele açısından önemli katkı sağlayacağı düşünülen "doğal düşman konukçu ilişkisi esas alınarak, doğada yeşil alanların oluşturulması ve korunması" üzerinde hem ülkemizde, hem de diğer ülkelerde çok az sayıda çalışma yapıldığı da bilinen bir gerçektir. Yurdumuzda yumurta parazitoidlerinin etkin olduğu bazı yörelerde, entegre mücadele anlayışı içerisinde özellikle Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde bu bireylerin doğal etkinliklerinden yararlanılmaktadır. Yapılan çalışmalarla belirli oranda parazitlenmenin, belirli yoğunluktaki süne popülâsyonunu baskı altında tuttuğu saptanmıştır. Parazitoidler kendi yaşamlarını devam ettirebilmek amacıyla yılda 3 nesil verirler. Birinci ve üçüncü nesiller diğer pentatomidae lerin yumurtalarına kendi yumurtalarını koymaları ile gerçekleşir. İkinci nesil süne yumurtalarına kendi yumurtalarını bırakmak suretiyle parazitlenen yumurtalardan süne nimfleri yerine parazitoit yavruları çıkmaktadır. Bu şekilde Parazitoidler kendi neslinin devamını sağlarken süne zararlısının popülâsyonunu kontrol altında tutar.

Bu bağlamda doğadaki parazitoidleri desteklemek amacıyla ilimizde 2004 yılında 150.000 adet, 2005 yılında 1.605.000 adet ve 2006 yılında 2.300.000 adet süne yumurta parazitoidi değişik ilçelerimizde doğal ortama salınmış ve biyolojik mücadele ilimizde başlatılmıştır.

Bakanlığımızda bu amaçla 2004 yılında "Ülkesel Süne Projesi" ni başlatmış, bu projeyle biyolojik mücadelenin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması hedeflenmiştir. Proje ile faydalı parazitoidlerin yeni üretim metotları geliştirilirken aynı zamanda kitlesel üretimlerle tabiat desteklenecek, salımı yapılan parazitoidlerin yaşayabileceği doğal ortamlar oluşturulacaktır.

Yumurta parazitoitlerinin kışı geçirebilmeleri için yaşam ortamlarının oluşturulması gerekmektedir. Bu ortamlar parazitoidlerin barınabileceği çalılık ve ağaçlık ortamlardır. Bunun için yeşil kuşaklar oluşturulmalıdır. Yapılan bazı çalışmalarda süne yumurta parazitoidi Trissolcus türlerinin aktivitesini arttıran en önemli faktörlerin başında; bitkilerdeki polen veya nektardan çok, koşnil ve yaprakbiti gibi böceklerin salgıladıkları ballı maddelerin geldiği ortaya konulmuştur.

Hububattaki yaprakbitlerinin ara konukçusunun Rosaceae familyasına bağlı ağaç ve ağaççıklardan oluşması; parazitoid-yaprakbiti-ara konukçu ilişkisini açıkça göstermektedir. Bazı kalın kabuklu ağaç türlerinin de doğal düşmanların barınmalarına olanak sağladığı bilinmektedir. Bu nedenle Trissolcus türlerinin aktivitesini arttırabilmek için hububat alanlarında yetiştirilecek ağaç türlerinin belirlenmesinde bu ilişkiler esas alınmalıdır. Bu ağaçlarla beraber, kültür alanlarında yayılmayan ve sorun oluşturmayan, ancak çok sayıda yaprakbitine konukçuluk yapan yabancı otların saptanarak bunların korunması, mümkünse şeritler halinde ekiminin yapılması da süne yumurta parazitoitlerinin etkisinin arttırılmasında önemli rol oynayacaktır.

Bakanlığımız "Süne ve Kımıl Mücadelesinde Biyolojik Mücadele Çalışmalarına Destek Amaçlı Ağaçlandırma Projesi"ni 2005 yılında başlatmış ve 5 yıl süre ile devam edecektir. Bu proje kapsamında 2006 ilkbahar döneminde 73.550 adet muhtelif orman fidanları ilimize tahsis edilmiş ve diktirilmiştir.

Sünede biyolojik mücadeleye destek amaçlı ağaçlandırma projesi doğrultusunda İl Özel İdaresi kaynaklarınca temin edilen 22.500 adet kayısı fidanı 2006 ilkbahar dikim döneminde, 36.000 adet kayısı fidanı 2006 sonbahar döneminde alınarak çiftçilerimize diktirilmiştir.
Meyve ağacı temin ve dikimine önümüzdeki yıllarda da devam edilecektir.

Sivil toplum kuruluşlarının ağaçlandırma çalışmaları çerçevesinde Pankobirlik 2.000.000 nun üzerinde fidanı tarla, köy, kasaba ve ilçe yollarının iki tarafına dikerek bakımını ve korumasını yapmaktadır. Yine Konya Ticaret Borsasınca bir kampanya başlatılmış, 1.180.000 adet badem, ceviz ve kiraz fidanları yetiştirilmiş 2006 sonbahar dikim döneminden itibaren çiftçilerimize diktirilmeye başlamıştır.

Bütün çalışmalar fidan dikimi ile oluşturulacak yeşil kuşaklar içindir. Ancak yeşil kuşak için sadece fidan dikmek yeterli değil, dikilen bu fidanların bakımı, korunması ve yaşatılması esastır.

Planlanan ağaçlandırma ve yeşil kuşaklar gerçekleştiğinde ne elde edeceğiz derseniz, başta sünenin biyolojik mücadelesinde önemli yol kat edeceğiz, diğer faydalıların çoğalacağı, bozulan doğal dengenin yeniden tesis edileceği, erozyon kayıplarının önüne geçileceği, bölgemizin iklim ve yağış rejiminde olumlu etkilerin görüleceği, gelecek nesillere daha temiz, daha sağlıklı ve doğal dengesi kurulmuş bir bölge bırakılacağı kanaatindeyiz.
En son tarimsal tarafından Cum Ara 16, 2011 2:29 am tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.


Cevapla

“Tarla Bitkileri Hastalık ve Zararlıları” sayfasına dön