Üye olma ile ilgili problemler düzeltildi, foruma üye olabilirsiniz. *** Forumda görev almak isteyen arkadaşlar PM (@tarimsal) ile iletişime geçebilir. *** Üyelik işleminden sonra üyelik aktivasyonu için, e-posta hesabınızda ki Spam/Gereksiz vb. klasörüne bakmayı unutmayın!

Theileriosis Hastalığı (Kene Hastalığı)

Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği hakkında herşey burada
Cevapla
Kullanıcı avatarı
tarimsal
Kıdemli Üye
Mesajlar: 687
Kayıt: Prş Mar 31, 2011 6:16 am
İletişim:

Theileriosis, Theileria türlerinin sebep olduğu keneler aracılığı ile bulaşan paraziter bir hastalıktır. Bu hastalık Kuzey Afrika, Güney Avrupa ve Asya’da görülmektedir (Altay ve Aktaş, 2004). Ülkemizde mevsimsel olarak seyreden bu hastalık, özellikle Mayıs ve Eylül ayları arasında görülmektedir. Sporodik olarak da sonbahar ve kış mevsimlerinde görülebilmektedir. Enzootik bölgelerdeki yerli sığırlar Theileriosis’e kısmen dayanıklı olmasına rağmen yüksek verimli kültür sığır ırkların direnci azdır. Verim düşüklüğü veya ölümler görülür. Yurtdışından getirilen kültür ırkı sığırların sayılarının artması ile birlikte Theileriosis’in önemi daha da artmaktadır. Hastalığa bağlı ölüm oranı %40-60′lara kadar çıkabilmektedir (Eren ve ark., 1995). Bu durum diğer faktörlerin yanı sıra hastalığın şiddeti ve parazitin suşuna göre değişir. Hayvanın direncine daha çok ırk, yaş, gebelik, laktasyon gibi fizyolojik strese neden olan faktörler etkilidir. Genellikle hastalığın bir ve daha yukarı yaşlardaki sığırlarda görüldüğü belirtilmesine rağmen, kültür ırkı sığırlarda hastalığın çıkışı ile yaş arasında ilişki kurmanın mümkün olmadığı, her yaşta Theileriosis’in görülebileceği bildirilmiştir. Resim Theileriosis özellikle kültür ırkı sığırlarda ölümle sonuçlanan ve ciddi ekonomik kayıplara yol açan bir hastalıktır (Altay ve Aktaş, 2004). Theileriosis’e sebep olan parazitin çeşitli türleri vardır. Enfeksiyona sebep olan türler normalde, sadece olgun keneyle konakçıya girer ve etken bunların tükürükleri ile bulaşır. Enfeksiyonun aktif hale gelmesi için kenenin kan emmeye başlamasından sonra ortalama 3-7 gün geçer ancak çevre sıcaklığı yüksek ise bu süre çok kısa sürer. Etkenin farklı formları konakçının beyaz ve kırmızı kan hücrelerine girerek çoğalır. Kene kan emerken tükürük sıvısındaki etkenleri konağa verilmesiyle konakçıdaki döngü başlar. Enfekte kenenin hayvanın kanını emmesinden konakçıda ilk semptomu göstermesi yaklaşık olarak 8-25 gün sürer. Ayrıca doğal bulaşmadan ziyade nadir olarak da kan veya iç organ emülsiyonun damar içi, deri altı, uterus içi yolla bulaşması görülebilmektedir (Gül, 2006). Enfeksiyonda ciddi hematolojik değişikliklerin meydana gelir ve en tipik bulgusu anemidir. Tropikal Theileriosis’te küçük submukozal lenf yumrularının invazyonu ve şişmesi mukozal konjesyona neden olur ve bu da kendini epistaksis (burun kanaması) ve aşırı göz yaşı akıntısı ile belli eder. Parazitler hematopoetik organları (kemik iliği, dalak, karaciğer, lenf yumruları) tahrip ederek ağır lezyonlar meydana getirmektedir (Can 1979). Klinik semptomların şiddeti özellikle parazit suşunun patojenitesi ve hayvanın direnci ile yakından ilişkilidir. Etkenin patojenitesi, hayvanın direncine göre semptomlar hafif, perakut, akut, subakut, kronik olarak 5′e ayrılır: Hafif tip; patojenitesi hafif bir suşla enfekte olan sığırın bağışıklık kazanmasıyla semptomlar belirgin değildir. Genelde genç danalarda görülür. Bu dönemde bazen iştahsızlık, hafif sindirim bozukluğu, gözyaşı akıntısı oluşabilmektedir. Perakut form; suni veya doğal olarak enfekte edilen hayvanlarda görülür. Oldukça yaygın formdur. Antraks, bitki ve bazı kimyasal madde zehirlenmelerle karışabilir. Kayıtsızlık, kulakların düşmesi, başın yere doğru eğilmesi, gözyaşı ve burun akıntısı, salya akıntısı, yüzeysel lenf yumrularının şişmesi, kas titremeleri, sallantılı yürüyüş, süt veriminin azalması, nabzın artması, solunum zorluğu, iştahsızlık, kabızlık, anemi ve ilerleyen dönemde sarılık oluşur. 72-96 saat içinde iyileşme görülmeyip ve ateşin düşmesiyle ölüm meydana gelir. Hastanın yan pozisyonda yatalak vaziyette olduğu, çevre ile ilişkilerinin olmadığı fark edilebilir. Akut form; inkubasyon süresi olarak 8-25 günlük ortalama 15 gün süreyle görülmektedir. Her zaman gelişmesi beklenen formdur. Hastalık birdenbire akut duruma geçebilir. Çoğunlukla akut enfeksiyon görülür. Beden sıcaklığı 41-42 santigrat dereceye kadar yükselebilir. Hipertermiden önce sığırlarda şiddetli bir şekilde lenf yumrularında yangı gelişir. Hayvanlarda iştahsızlık, gebiş getirmenin durması, diş gıcırdatma, salya sekresyonunun artması görülür. Tek taraflı lenf yumrusunun büyümesi hastalığın tipik bulgularındandır. Seröz burun akıntısı, göz kapaklarının şişmesi, gözyaşı akıntısı, nabzın hızlanması, genel zayıflama, süt veriminde belirgin azalma, nadiren sinirsel belirtiler, anemi bulguları vardır. Kanda bilirübin her zaman vardır. İdrarda billirübinemia bulguları mevcuttur. Konjuktivalarda peteşiyel kanamalar gelişmiştir. Tüm vücutta yaygın kanama odakları ve deride kabartılar gözlenir. Hastalığın başında gaita katı iken sonradan ishal başlar. Hastalık ilerlerse kan ve mukus gaitada olabilir ve hastalar yana yatmış haldedirler. Özellikle ağır olaylarda dışkı, siyahımsı renktedir ve dışkıda gizli kan bulunur. Ortalama 8-10 günde ölmelerine karşın, yeme içmesiyle alyuvar artışı olursa kurtulma şansları çok artar (Baş, 2011). Subakut form; nispeten hafif formdaki gibi zayıf parazit suşuyla enfekte olunca meydana gelen formdur. Semptomlar akut formuna benzese de belirgin değildir. 10-15 gün sürebilir. Gebe hayvanlarda abort gözlenmiştir. Abort olan buzağının kıllarının kısa olması, diş etlerinin çıkmaması ve tırnakların yumuşak olması erken doğum olduğunu göstermektedir (İssi ve Gül, 2008). Kronik form; bu form akut ve subakut formdan daha uzundur. İştahsızlık, belirgin zayıflama, değişebilen derecede anemi bulguları vardır. Bir ay kadar sonra iyileşme gözlenebilir. Vücut direncinin düşmesine bağlı olarak aniden akut hale dönüşüp birkaç günde ölüm olabilir. Hastalıkta bazen deri lezyonları görülebilir. Şiddetli Theileriosisli sığırlarda kulak, boyun, bacaklarda bölgesel olarak kuru gangren ve zamanla ülserleşmiş deri lezyonları oluşur. Akut döneminde görülebilen deri nodüllerine rastlanmıştır. Bazen bu lezyonlar ağız mukozasına yayılabilir. Doğal enfekte olmuş sığırlarda kullanılan bu parvaquonun etiyoloji, klinik ve laboratuvar bulgular bakımından iyileşmeyi sağladığı yapılan çalışmalarla da görülmüştür. Hastalıkta halofuguinone, parvaquone ve buparvaquone enjeksiyonundan sonra hayvanın 48 saat içinde sütü ve yaklaşık 40 gün eti kullanılmamalıdır (Paşa, 2008). Diğer semptomlara yönelik tedavilerin yanı sıra destekleyici bir tedavi protokolüne de uyulmalıdır. Hastalıktan hayvanları korumak için; bakım koşulları, ırk direnci, vektörlerin ortadan kaldırılması, ilaçla tedavi ve en önemlisi etkene karşı yapılan aşılamalar etkili olmaktadır. Vektör kene mücadelesinde kullanılan akaristlerin pahalı olması, ilaçların sığırlarda et ve süte geçmesi, çevreyi kirletmesi ve uzun süre kullanılmalarına bağlı olarak bunlara karşı bağışıklık gelişmesi hastalıkla mücadelede karşılaşılan sorunlardan bazılarıdır (Baş, 2011).   Kaynak: TDSYMB Uzman Veteriner Hekim Saadet Ocaklı Uz. Vet. Hek. Saadet Ocaklı


onetwo
Yeni Üye
Mesajlar: 0
Kayıt: Cmt Ara 24, 2016 3:49 pm

Paylaşım için teşekkür ederim. Forumu çok beğendim.


Kullanıcı avatarı
tarimsal
Kıdemli Üye
Mesajlar: 687
Kayıt: Prş Mar 31, 2011 6:16 am
İletişim:

portofino yazdı: Paylaşım için teşekkür ederim. Forumu çok beğendim.

Rica ederim. Forumu beğendiğinize sevindim. Aramıza hoşgeldiniz.
En son tarimsal tarafından Sal Kas 25, 2014 11:25 pm tarihinde düzenlendi, toplamda 1 kere düzenlendi.


Cevapla

“Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliği” sayfasına dön