Tarıma Gönül Verenlerin Buluşma Noktası "Tarım Foruma" Hoşgeldiniz..

Hoşgeldin, Ziyaretçi: Giriş Yap Üye Ol


Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Genel Meyvecilik
#1
1.1. Giriş

Türkiye, dünya üzerinde uygun iklim kuşağındaki konumu itibariyle bahçe bitkileri yetiştiriciliği açısından üstün ekolojik avantaja sahiptir. Dünyada mevcut gen merkezleri arasında hem Yakındoğu ve hem de Akdeniz havzası içinde yer alan Türkiye, birçok tür ve çeşidin gen merkezi durumundadır. Nitekim, bu gün dünya üzerinde kültürü yapılan 138 meyve türünden, subtropik meyve türleri de dahil olmak üzere 75 kadar tür ülkemizde yetiştirilebilmektedir. Çok sayıda tür ve çeşit zenginliğinin oluşturduğu bu potansiyel, farklı iklim ve toprak koşullarına adapte olabilecek çeşitlerin seçimi, farklı iç ve dış pazar taleplerine uygun ürün sunumu ve hastalıklara dayanıklı çeşitlerin seçimine olanak sağlayarak farklı amaçlara hizmet verebilecek alternatifler yaratmaktadır.

Halkın büyük bir kısmının geçim kaynağı olan meyvecilikte Türkiyer17;nin üretim potansiyeli oldukça yüksek olmasına rağmen birim alandan elde edilen ürün bazında bir çok ülkeden oldukça geri durumdadır. Buna karşın birim alandan elde edilen ürünün maliyeti, modern üretim tekniklerinin yeteri kadar ve bilinçli bir şekilde kullanılmaması Türkiye meyveciliğinden gerekli beklentilere ulaşılmasını engellemektedir.

Son verilere göre, Türkiye yüzölçümünün %5.5 ini meyve, zeytin ve bağ alanları oluşturmaktadır. Toplam üretim miktarı yıllara göre değişmekle birlikte yaklaşık 12.500.000 ton civarındadır (Anonim, 1996).

Mevcut meyve üretiminin tür gruplarına göre dağılımı ise %27.5 yumuşak çekirdekliler, %15.4 sert çekirdekliler (zeytin dahil), %12.9 turunçgiller ve %6.2 sert kabuklular şeklindedir (Anonim, 1997). Bu günkü meyve üretim miktarlarının daha ayrıntılı biçimde ortaya konabilmesi olayın tür grupları bazında incelenmesiyle mümkün olabilecektir.

1.2. Yumuşak Çekirdekli Meyve Türleri

1.2.1. Üretim Potansiyeli

Yumuşak çekirdekli meyve grubu içerisinde değerlendirmeye alınan türler arasında en yüksek üretim miktarının 2.500.000 ton ile elmada olduğu görülmektedir. Bunu 415.000 ton ile armut, 85.000 ton ile de ayva izlemektedir (Anonim, 1998).

Çizelge 1.1. Türkiye yumuşak çekirdekli meyve üretiminin dünya üretimindeki yeri (bin ton)

Bu türlerin üretim miktarları dünyadaki diğer üretici ülkelerle karşılaştırıldığında; Türkiye dünya toplam 56.060.000 ton olan elma üretimi açısından Çin ve A.B.Dr17;den sonra 3. sırada; 14.379.000 ton armut üretimi bakımından ise Çin, İtalya, A.B.D, İspanya, Arjantin ve Japonyar17;dan sonra yedinci sırada yer almaktadır. Toplam yumuşak çekirdekli meyve üretimi son 30 yılda türlere göre değişmekle beraber %300 artış göstermiştir (çizelge 1).

Elma üretim miktarının 20 yıllık bir süre içerisindeki seyri dikkate alındığında 1986, 1987 ve 1989 yıllarındaki, az da olsa düşüşlerin dışında son on yılda %32.7r17;lik bir artış göstermiştir. Armut üretimi ise bazı yıllar ortaya çıkan dalgalanmalara rağmen on yıl içerisinde üretimde stabil bir davranışın varlığı dikkat çekmektedir.

Yumuşak çekirdekli meyve türlerinden ekonomik anlamda değerlendirilebilecek diğer tür olan ayva üretiminde 1978-1986 döneminde düzenli bir artış görülürken, daha sonra üretimde iniş çıkışlara rastlanmaktadır. Son on yıllık dönemde üretim hacmi %13.3 oranında genişlemiştir (Anonim, 1998).

Yumuşak çekirdekli meyve türlerinin kişi başına tüketimi konusundaki 1996, 1997 verilerinin değerlendirilmesine göre elmada ortalama 35.7kgr17;lık bir tüketimle önceki değerlere göre artış olmuştur. Kişi başına armut tüketimi, 1990 yılı verilerine göre, 7.31 kg olarak hesaplanırken 1997 yılında bu değer 6.4 kg olarak bulunmuştur. Ülkemizde ayvada kişi başına tüketim miktarı 1.5kgr17;lık bir değerle 1990 yılına (1.36kg) nispeten bir artış göstermiştir.

1.2.2. İhracat

Tüketim konusunda yukarıda verilen veriler dikkate alındığında elma, armut ve ayvada üretimin önemli bir kısmının iç pazarda değerlendirildiği izleniminin varlığı dikkati çekmektedir. Nitekim, durum ihracat açısından irdelendiğinde daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Elma üretimi 2.500.000 ton olduğu halde yurt içi tüketim fazlası ihracat 1997 yılında 47.581 ton civarındadır (çizelge 2). Fransa, A.B.D, İtalya, Yunanistan ve İsrail kendi iç tüketimlerine yetecek ve ihracata olanak verecek ülkeler durumunda olduğundan, Türkiye için ancak İngiltere, Almanya, Portekiz gibi Avrupa ülkeleri ile Ortadoğu ve kuzey Afrika ülkeleri ümitvar pazarlar olarak değerlendirilebilir.

Armut ve ayva dış satımı sırasıyla 8.088 ve 3.725 tondur. Armut üreticisi ülkelerin üretimi dikkate alındığında, armut üretimimizi artırmamız durumunda, Ortadoğu ülkeleri, Almanya ve İngiltere gibi ülkelere dış satım yapılabileceği düşünülebilir.

Elmada ihracat yaptığımız en önemli ülke olarak karşımıza Suudi Arabistan çıkmaktadır. Ancak bu ülkenin payı sadece %9r17;dur.

1.3. Sert Çekirdekli Meyve Türleri

1.3.1. Üretim Potansiyeli

Bu gruba bağlı türler 1998 yılına ait üretim miktarı açısından değerlendirildiğinde, kayısı(538.000 ton), şeftali (400.000 ton), erik (200.000 ton), kiraz (195.000 ton) ve vişne (95.000 ton) şeklinde sıralanmaktadır (Anonim, 1998) (çizelge 3 ve 4).

Söz konusu türler bazında, diğer üretici ülkeler ile bir karşılaştırma yapıldığında, Türkiyer17;nin kayısı üretiminde ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Dünya kayısı üretiminin yıllara göre seyri incelendiğinde, istikrarlı bir durumun varlığı dikkat çekmektedir. Türkiye kayısı üretiminde lider ülke durumunda olup, Rusya Federasyonu, İspanya, A.B.D, İtalya, Fransa ve Yunanistan ile birlikte dünya üretiminin yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Türkiyer17;nin kuru kayısı üretimi son yıllarda artış göstererek 1994 yılında rekor sayılabilecek bir seviyeye ulaşmıştır. 1998 yılında %125 artışla 90.000 ton olmuştur (Anonim, 1998).

1978-1998 döneminde yıllara bağlı olarak kayısı üretim potansiyeli değerlendirildiğinde, bazı yıllarda az oranda artış ve azalışlar kaydedilirken 1986-1988, 1992-1995 periyotlarında önemli miktarlarda değişimler olmuş ve özellikle son yılda bir önceki yıla oranla %76r17;lık ürün artışı gerçekleşmiştir.

Şeftali üretiminde bazı yıllar dalgalanma gözlenmekle birlikte 1988-1998 döneminde genelde düzenli artışlar görülmüş ve 1998 yılında 20 yıl öncesine göre %74 oranında artışın sağlandığı üretim düzeyine ulaşılmıştır. Sert çekirdekli grupta yer alan diğer bir tür olan kirazda son 20 yıllık dönemde 1984, 1987 ve 1998 yıllarında, az oranda ürün azalmalarının ortaya çıkmasının dışında, genelde üretimde düzenli bir artış eğilimi görülmektedir.

Meyveleri farklı biçimlerde değerlendirmeye uygun bir tür olan erikte, 1987 ve 1995 yıllarındaki üretim seviyesindeki azalmanın haricinde, linear ürün artışı kaydedilmiş ancak, 1998 yılında %5r17;lik ürün azalışı meydana gelmiştir.

Bu meyve türleri grubunda büyük ölçüde işlenmiş ürün olarak değerlendirilen vişnede, bazı yıllarda ürün miktarında düşüşlerin görünmesi dışında, birbirini izleyen birkaç yılda aynı üretim düzeyi yakalanırken, süreç içinde genel bir artış kaydedilmiştir.

Ülkemizde iki yıllık (1996-1997) ortalamalara göre fert başına tüketim miktarları şeftalide 5.59kg, erikte 3.12kg, kirazda 3.05kg, kayısıda 2.87kg ve vişnede 1.84 kg olarak bulunmuştur. Türlerin tüketim seviyesi 1990 yılı tüketimi ile karşılaştırıldığında, kayısıda tüketim %50 oranında azalmış görülürken, diğer türlerde tüketim düzeyleri nispeten paralellik göstermiştir. Bu türlerde kişi başına üretim düzeyleri dünya ortalamasının üzerinde yer almaktadır.

1.3.2. İhracat

Sert çekirdekli meyvelerden kayısı taze ve özelikle kuru meyve olarak ihraç edilirken, kiraz, şeftali, erik ve az miktarda vişne dışsatımı da gerçekleştirilmektedir.

1997 yılı değerlendirmelerine göre sofralık kayısı ihracatı 568 tondur (Anonim, 1997). Dünya sofralık kayısı dışsatımının %80 kadarı turfanda çeşitlerle yapılmakta olup bu ihracatın yaklaşık %95r17;i üretici ülkeler durumundaki Akdeniz ülkeleri ile Avrupa ülkeleri arasında gerçekleşmektedir (Kaşka ve ark., 1989). 1998 yılında Türkiyer17;nin sofralık kayısı dışsatımı 2253 ton olup, bu miktarın önemli bir kısmı Almanya, Hollanda, Avusturya ve Kuveyt gibi ülkelere ihraç edilmiştir. 1997 kuru kayısı ihracatı 40.509 tondur. Kuru kayısı için spesifik yöre olan Malatyar17;da üretilen kayısının önemli bir kısmı kurutularak ihraç edilmektedir. Kuru kayısı ihracatı Almanya, Fransa, A.B.D, Hollanda ve İngilterer17;ye yapılmaktadır. Bu ülkelerin toplam ihracatta %65 gibi bir payı vardır. Ayrıca, Kanada ve İsrailr17;in talepleri de artış eğilimindedir.

1998 yılında Türkiye şeftali ihracatı 9632 tondur. İhracatın yapıldığı ülkeler Suudi Arabistan, Almanya, Rusya Federasyonu, Kuveyt, K.K.T.C, Avusturya ve Romanya şeklinde sıralanmaktadır.

Erik türünde 1998 ihracat hacmi 1992 ton olarak gerçekleşmiştir. Bu ihracatın yapıldığı ülkeler başta Almanya olmak üzere Avusturya, Suudi Arabistan, Hollanda ve İsveçr17;tir.

1998 yılında 8545 ton olan kiraz dışsatımında alıcı ülkeler olarak Almanya ilk sırada yer almaktadır. Diğer alıcı ülkeler Avusturya, Hollanda, İngiltere, İtalya, Belçika-Lüksemburg olarak görülmektedir.

Taze olarak gerçekleştirilen vişne ihracatı çok düşük düzeyde olup, 1998 yılı ihracatı 185 tondur. Bu türde Almanya, Rusya Federasyonu ve Hollanda önemli alıcı ülkeler konumundadır.

1.4. Sert Kabuklu Meyve Türleri

1.4.1. Üretim Potansiyeli

Türkiye, dünya ölçeğinde fındık, ceviz, kestane, antepfıstığı ve badem türlerinin orijin merkezi olarak bilinmektedir. Bu durum, mevcut ekolojik koşulların, bu türlerin yetişmesi için, uygunluğunu ortaya koymaktadır. Nitekim, Karadeniz Bölgesi fındık ve kestane; Ege Bölgesi badem ve kestane; Güneydoğu Anadolu Bölgesi antepfıstığı yetiştiriciliği için en uygun ekolojik koşullara sahip olmaları ile tanınmaktadır. Ceviz yetiştiriciliği tüm ekolojilerde genelde aşısız, tohum kaynaklı, ağaçlarla yapılmaktadır. Ancak son yıllarda aşılı fidanlarla üretimde artışın varlığı dikkat çekmektedir.

Sert kabuklu meyve türleri açısından ülkemizde en fazla üretimi yapılan tür 580.000 ton ile fındıktır. Fındığı 120.000 tonla ceviz, 70.000 tonla kestane, 40.000 tonla antepfıstığı ve 34.000 tonla badem izlemektedir(Anonim, 1998) (çizelge 6).

Fındık üretimi Türkiyer17;de 1998 yılında 580.000 ton iken aynı yıl dünya toplam fındık üretimi 767.000 tondur. Buna göre , dünya üretiminin %75r17;i ülkemiz tarafından sağlanmaktadır.

Ülkemiz açısından önemli diğer bir sert kabuklu meyve türü de cevizdir. 1998 verilerine göre toplam 1.108.000 ton olan dünya üretiminde Türkiye 120.000 tonluk üretimiyle Çin, A.B.D ve İranr17;dan sonra 4. sırada yer almaktadır.

1998 Türkiye kestane üretimi 70.000 ton olarak gerçekleşmiştir. Toplam 546.000 ton olan dünya üretiminde Türkiye, bu rakamla, Kore ve Çinr17;den sonra üçüncü sıradadır.

Önemli antepfıstığı üreticisi olan ülkemizde 1998 yılında üretim 40.000 tondur. Dünya toplam üretimi ise 328.000 tondur. Ülkemiz bu üretimi ile İran ve A.B.Dr17;den sonra 3. sırada gelmektedir.

Türkiyer17;de üretimi yapılan bir sert kabuklu meyve türü de bademdir. 1998 yılı Türkiye 34.000 ton olan üretimiyle A.B.D, İspanya, İtalya, İran, Suriye, Fas, Tunus, Pakistan, Lübnan ve Yunanistanr17;ın ardından 1.268.000 ton olan toplam dünya üretiminde 11. sırada bulunmaktadır.

Çizelge 1.6. Türkiye sert kabuklu meyve üretiminin dünya üretimindeki yeri

20 yıllık üretim miktarlarına göre yapılan değerlendirmede, 1978 yılında 310.000 ton olan fındık üretimi yıllara göre dalgalanmakla beraber1988 yılından itibaren doğrusal bir artış göstermiştir.

Fındığın tersine ceviz üretiminde geçmiş 20 yılda bir düşüş eğilimi gözlemiştir. 1978 yılında 130.000 ton, 1979 yılında 150.000 ton olan ceviz üretim miktarı 1985r17;e kadar azalma göstererek 110.000 tona kadar düşmüştür. Bu yıldan sonra yıllara göre dalgalanmakla beraber üretim miktarı fazla değişmemiştir.

Kestane üretimi incelendiğinde, son yirmi yılda sürekli bir artışın olduğu dikkat çekmektedir. 1978 yılında 45.000 ton olan üretim 1987 ve 1988r17;de 90.000 tona ulaşmış, bu yıllardan sonra 1989 yılında ise 73.000 tona düşmüş olmasına rağmen üretim hacminde doğrusal bir artış meydana gelmiştir.

1978 yılından günümüze Türkiye antepfıstığı üretiminde büyük artışlar olmuştur. 1978 yılında 6300 ton olan üretim %634.9r17;luk bir artışla 1998 yılında 40.000 ton olarak saptanmıştır. Üretim miktarları incelendiğinde, periyodisitenin önemli ölçüde görüldüğü bu türde periyodisiteye bağlı olarak, üretim miktarında yıllara göre dalgalanmalar olmasına rağmen doğrusal bir artış olduğu görülmektedir.

Bademde 1978 yılında üretim miktarı 26.000 tonolmuş, son yirmi yılda doğrusal bir artış gerçekleşmiştir. Üretim miktarı 1993 yılında 48.000 ton ile en üst seviyesine ulaştıktan sonra o yıldan itibaren yıllara göre dalgalanmakla beraber yaklaşık olarak aynı düzeyde üretim seviyesi gerçekleşmiştir.

Türkiyer17;de, sert kabuklu meyveler için kişi başına tüketimlere göz atacak olursak, 1996 ve 1997 yılları ortalamasına göre fındık tüketimimiz 1.2kgdır. sert kabuklu meyveler içerisinde yıllık tüketim ortalaması en yüksek olan tür 1.83kg ile cevizdir. Kestane tüketimimiz 0.9kg civarında, antepfıstığı tüketimimiz 1kg civarında olurken en az tükettiğimiz sert kabuklu meyve türü olan bademde ise bu rakam 0.6kgdır.

1.4.2. İhracat

Fındık ihracatında yirmi yıllık periyot içindeki değişim ortalama yıllık %1.1 olarak hesaplanmıştır. 1977 yılında 146.671 ton olan fındık ihracatımız 1990 yılında 160.759 ton ile en yüksek seviyeye ulaşmıştır. Yıllar itibariyle yükseliş ve artışlar olmasına rağmen genel anlamda doğrusal bir artış gözlenmiştir.

Türkiyer17;nin fındık ihraç ettiği başlıca ülkeler Almanya, İtalya, Fransa, Belçika-Lüksemburg, İsviçre ve diğer Avrupa ülkeleri, A.B.D, Mısır gibi ülkeler şeklinde sıralanmaktadır.

Ceviz ihracatında yıllara göre bir değerlendirme yapıldığında fındığın aksi bir durumun varlığı görülmektedir. 1977 yılında 898 ton olan ceviz ihracatı hızlı bir artışla, 1982 yılında 1.924 tona ulaşmıştır. Bu yıldan sonra genel seyir grafiğinde azalan bir çizgi oluşmuştur. 1998 yılı ihracatı 302 ton olarak belirlenmiştir.

Ceviz dışsatımı Almanya, Lübnan, Hollanda, K.K.T.C, İsviçre ve İtalya gibi ülkelere yapılmaktadır.

Kestane ihracatında yirmi yıllık dönemde bir artış olduğu gözlenmiştir. 1977 yılındaki ihracat miktarı 951 ton olarak saptanmıştır. 1997 yılı ihracatı 6.421 ton olarak gerçekleşmiştir.

Türkiye kestane ihracatının yapıldığı önemli ülkeler, Lübnan, İtalya, Suudi Arabistan, İsrail, Yunanistan, Almanya, İngiltere ve Avusturyar17;dır.

Antepfıstığı ihracat miktarları 20 yıllık periyot içerisinde yıllar itibariyle küçük dalgalanmalar olmasına rağmen doğrusal bir artış göstermiş ve 1977 yılında 1215 ton olan ihracat 1997 yılı itibariyle 4327 ton olarak gerçekleşmiştir. Antepfıstığı ihracatındaki yıllık değişim %0.2 olarak saptanmıştır.

Bademin geçmiş 20 yıllık dönemdeki ihracat verileri değerlendirildiğinde, 1977 yılında 374 ton olan ihracatın 1984 yılına kadar hızlı bir artış gösterdiği ve bu yıl 1.602 tona ulaştığı görülmektedir. 1985 yılında ise bu miktar 8 tona kadar düşmüş, ancak daha sonra yıllık dalgalanmalar olmasına rağmen genel seyir içerisinde tekrar bir yükseliş grafiğine geçmiştir. İhracattaki yıllık değişim %-8.6 olarak hesaplanmıştır (çizelge 7).

1.5. Turunçgil Meyve Türleri

1.5.1. Üretim Potansiyeli

Türkiyer17;de turunçgiller yetiştiriciliği için ideal olan mutedil ve serin tropik iklimlerin hakim olduğu, özellikle yüksek kalitede ürün eldesine olanak veren bölgelerde yapılmaktadır. Ülkenin başlıca üretim merkezleri Doğu ve Batı Akdeniz Bölgesi, Ege Bölgesi ve Doğu Karadeniz Bölgesidir. Turunçgil üretiminin yaklaşık %90r17;ı Doğu Akdeniz Bölgesir17;nde gerçekleştirilmektedir.

Türkiyer17;nin 1998 yılı toplam turunçgil üretimi 1.668.800 tondur. Bu miktarın 810.000 tonu portakal, 410.000 tonu mandarin, 360.000 tonu limon ve 65.000 tonu da altıntop üretimine aittir. Ekonomik değeri diğer turunçgiller kadar olmasa da, 3.800 ton olan turunç da bu üretime katkıda bulunmaktadır.

Dünyada turunçgil üretiminin büyük bir kısmı subtropik iklim bölgelerinde yer alan ülkelerde yapılmakta ve Türkiye üretim sıralamasında portakal ve mandarinde 15. sırada, limon üretiminde ise 12. sırada yer almaktadır (Tuzcu ve ark., 1993)

Son 8 yılda dünya portakal üretiminde %299 olan üretim artışı Türkiyer17;de sadece %8 civarında olmuştur. Aynı durum mandarin için değerlendirildiğinde artış daha yüksektir (%14.8). Ancak limonda %3.7 oranında bir üretim azalması meydana geldiği dikkati çekmektedir.

Ekolojik koşulların uygunluğu nedeniyle en iyi kalitede turunçgil ürünü yetiştirme şansına rağmen Türkiyer17;de hala üreticinin geleneksel yetiştiriciliğinin dışına çıkmayı, bazı istisnalar olsa da, başaramadığı ve birim alandan gereken düzeyde ürün elde edilemediği görülmektedir.

Turunçgillerde tür ve çeşit dağılımı bölgelere özgü kimlik kazanmış ve her bölge kendi çeşitleriyle özdeşleşmiştir. Durum bu açıdan değerlendirildiğinde; Doğu Akdeniz Bölgesir17;nde Washington Navel ve diğer göbekli portakallar ile Yafa, Valencia ve kan portakalları; Kütdiken, İtalyan memeli, İnterdonato, Molla Mehmet ve Lamas limonları; Satsuma , Clemantin ve Fremant gibi mandarin grupları; Marsh seedless, Redblush, Starruby, Henderson ve Rio Red gibi altıntop çeşitleri yetiştirilmektedir.

Bu bağlamda, Batı Akdeniz Bölgesir17;nde Washington Navel, Finike ve Valencia portakalı; İnterdonato ve Kıbrıs limonu; Clemantin ve Yerli mandarin üretimi yapılmaktadır.

Ege Bölgesir17;nin güney kısmında Washiington Navel ve Valencia portakalı; İnterdonato limonu; Clemantin, Satsuma ve Yerli mandarin üretimi yapılabildiği halde kuzey kısmında en karakteristik turunçgil türü Satsuma mandarinidir.

Doğu Karadeniz Bölgesir17;nde ise ekonomik anlamda sadece Satsuma mandarini yetiştiriciliği yapılmaktadır.

Türkiyer17;de turunçgil üretiminin büyük bir kısmı taze olarak tüketilmektedir. Taze ve endüstriyel tüketim birlikte dikkate alınarak her tür için ayrı ayrı kişi başına tüketim kg olarak hesaplanmıştır. 1997 yılı Türkiye nüfusu dikkate alınarak yapılan değerlendirmelere göre portakalda 11.05kg, mandarinde 4.1 kg, limonda 2.56 kgr17;lik bir tüketimin olduğu görülmektedir.

1.5.2. İhracat

Turunçgillerin de diğer meyve türlerinde olduğu gibi taze ve endüstriyel iç tüketimden arta kalan ve dış satım kalitesinde olan kısmı çeşitli ülkeler ihraç edilmektedir. 1997 verilerine göre toplam turuçgil ihracatı 269.755 ton olmuştur. Durum tür bazında dikkate alındığında 109.595 ton mandarin, 62.322 ton limon, 51.411 ton portakal, 51.411 ton portakal, 46.427 ton altıntop ihracatı yapılmıştır.

1.6. Diğer Meyve Türleri

Bu grupta subtropik meyveler olarak bilinen incir, malta eriği,nar ve Trabzon hurması gibi türler değerlendirmeye alınmıştır.

1.6.1. İncir (Ficus carica)

Dünya ölçeğinde, Türkiye en önemli incir üreticisi ülke durumundadır. 1978 yılından itibaren 20 yılık üretim verileri incelendiğinde üretimin 1987 yılına kadar artış gösterdiği, daha sonra belli oranda da olsa iniş ve çıkışların ortay çıktığı görülmektedir. 1998 yılı üretimi 260.000 tondur. Türkiyer17;de incir sahil kesimlerinin doğal ürünü olduğu halde üretimin önemli bir kısmı Ege Bölgesi'r17;de yapılmaktadır. Bölgede mevcut plantasyonların tamamına yakını Sarılop çeşidinden oluşmakta olup kuru incir olarak değerlendirilip ihraç edilmektedir. 1997 yılı verilerine göre 5.454 ton yaş, 33.997 ton kuru incir ihracatı gerçekleştirilmiştir. Dünya pazarlarında büyük oranda taze incir isteği mevcuttur. Bu durum dikkate alınarak Akdeniz Bölgesi, Marmara Bölgesi (Bursa) ve Ege Bölgesi taze incir üretimi açısından önemli olabilir. Özellikle farklı mevsimlerde olgunlaşan sofralık incir çeşitlerinin farklı ekolojilere adapte olabilenlerinin belirlenmesi pazarda daha uzun süre sofralık incir sunumunu sağlaması açısından önemlidir.

1.6.2. Malta Eriği (Eriobotria japonica)

Türkiyer17;de Malta eriği Batı Akdeniz Bölgesir17;nde yetiştirilmektedir. Genelde, önceleri ev bahçelerinde lokal tüketim için yetiştiriliyorken pazar değerinin fark edilmesinden sonra ticari amaçla kapama bahçeler şeklinde yetiştiriciliğe geçilmiştir. Akdeniz Bölgesir17;nde Antalya ve İçel önemli üretim merkezleri durumundadır. Ege Bölgesir17;nde ise Sultanhisar (Aydın) uygun mikroklima oluşturmaktadır.

Tohumdan yetişen ağaçlarda soğuk zararından etkilenenlerin çoğunlukta olması ve karaleke nedeniyle sökümlerin varlığı ağaç sayısında yıllara göre önemli dalgalamalara neden olmuştur. Üretim miktarı incelendiğinde bazı yıllardaki azalmalar rağmen genelde üretimde bir artışın varlığı görülmektedir. 1978 yılında 3.500 ton olan üretim 1998 yılında 11.500 tona ulaşmıştır. Bu artışta, son yıllarda yeni tesislerin, ticari değeri üstün aşılı çeşitlerle kurulması etkili olmuştur. Bu amaçla kurulacak plantasyonlarda AkkoIII, Gold Nugget, Tanaka ve Hafif Çukurgöbek gibi çeşitlerin kullanılması üretim artışına katkıda bulunması açısından önemlidir (Demir ve Yalçınkaya,1991). Malta eriği üretiminin lokalize olduğu Batı Akdeniz Bölgesir17;nde turizm yatırımları ile turunçgil ve örtüaltı yetiştiriciliği gibi alternatif ürünlerle rekabet edememe durumu yetiştirme alanlarını sınırlamaktadır. Ayrıca, minimum sıcaklıklar ve don riski üretimi sınırlayıcı diğer faktörlerdir. Yenidünya ilkbahar başında sofralık meyvelerin az olduğu dönemde pazara çıktığından fiyatı oldukça yüksektir. Üretim yerel tüketimi karşılamamakla beraber Kuveyt, Ürdün, Almanya, Avusturya, İsveç ve diğer Avrupa ülkelerine ihracat yapılmaktadır (Aksoy,1999).

1.6.3. Nar (Punica granatum)

Türkiye narın anavatanı içinde yer almaktadır. Esas itibariyle Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde düzenli plantasyonlar şeklinde üretim yapılmaktadır. Diğer bölgelerde sınır ağacı veya tek ağaçlar şeklinde yetiştirilmektedir.

Nar üretim miktarımız yıllara göre değişmekle birlikte son yirmi yıllık dönemde genel bir artış grafiği çizmiştir. 1978 yılında 40.000 ton olarak gerçekleşen nar üretimi 1998 yılında 55.000 ton olmuştur. Bu rakamlar dikkate alınarak yapılan analizlere göre önümüzdeki yirmi yılda da bu artışın devam edeceği izlenimi ortaya çıkmaktadır. Buna göre 2010 yılı üretimi 74.757 ton, 2020 88.445 ton olarak beklenmektedir.

Genellikle yurt içinde tüketilen bir tür olmasına rağmen az miktarda da olsa dış satım gerçekleşmektedir. Önemli alıcı ülkeler Almanya, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Belçika ve Danimarkar17;dır. Arap ülkeleri tatlı çeşitleri tercih ederken Avrupa ülkeleri kırmızı meyve kabuklu tatlı ve mayhoş çeşitleri tercih etmektedir (Aksoy,1999).

Nar aynı zamanda endüstriyel olarak kullanılan bir türdür. Farklı iklim ve toprak koşullarına adaptasyon yeteneğinin yüksek olması üretim sınırlarının genişlemesine olanak vermektedir. Standart çeşitlerle düzenli bahçeler kurulması, Ege ve Güneydoğu Anadolu Bölgesir17;nde seleksiyon çalışmalarının sürdürülmesi, özellikle tatlı ve yumuşak çekirdekli çeşitlere önem verilmesi, introdüksiyon ve adaptasyon çalışmalarının sürdürülmesi nar üretiminin yakın gelecekte belli düzeyde de artmasına katkıda bulunacaktır. Narın meyve kalitesini olumsuz etkileyen çatlama sorunu iyi bir sulama programı ile önlenebilir. Ayrıca meyvelerin açıkta bırakılması sonucu ortaya çıkan ağırlık kaybının önlenmesinde uygun depo koşullarında saklama önerilmektedir. Üreticilerin ve pazarlayıcıların bu iki önemli konuyu dikkate almaları nar üretiminde kalitenin korunmasını önemli ölçüde sağlayacaktır (Onur ve Pekmezci, 1993).

1.6.4. Trabzon Hurması (Diospiros kaki)

Trabzon hurması Akdeniz Bölgesir17;nde geniş bir alana yayılmış olmakla beraber üretim merkezi olan iller bölgenin doğusunda yer almaktadır. Batı Akdenizr17;de Trabzon hurması ev bahçelerinde çöğürden gelişen ağaçlar şeklinde yetiştirilmektedir. Doğu Akdenizr17;de ise düzenli bahçelerin sayısı daha fazladır (Onur, 1990). Akdeniz Bölgesir17;nde erkenci çeşitler Eylülün üçüncü hatasında pazara çıkmakta ve bu süre Kasım ortalarına kadar devam etmektedir. Ülkemizde ticari olarak yetiştirilen çeşitlerin çoğu buruk bir tada sahiptir. Japon çeşitleri üzerindeki ilk çalışmalar 1984 yılında Turunçgiller Araştırma Enstitüsünde başlamıştır. Alata Bahçe Kültürleri Enstitüsünün de katılımıyla Batı Akdeniz Bölgesir17;nde altı tip selekte edilmiştir (Onur,1985; Onur ve Taşdemir, 1987). Çukurova Üniversitesinde lokal seleksiyonlar, İtalya, Japonya ve Pakistanr17;dan introdüksiyonlarla 68 çeşit ve tipten oluşan bir koleksiyon kurulmuştur. Güney ve Güneydoğu Anadolur17;da adaptasyon ve Karadeniz Bölgelerinde seleksiyon çalışmaları gerçekleştirilmektedir.

1978 yılında 3.500 ton olan Trabzon hurması üretimi genelde düzenli bir artış göstererek 1998 yılında 11.500 tona ulaşmıştır. 2010 yılındaki üretimin 18.831 ton ve 2020 yılındaki üretimin ise 23.891 ton olacağı beklenmektedir.

Trabzon hurması, Türkiyer17;de ihracat spektrumunu genişletmek amacıyla yeni bir ürün olarak değerlendirilmektedir. Üretimi yerel pazar ihtiyacını karşılayamaz durumdadır. Üretime uygun olanlar ve yüksek performanslı çeşitlerin seçimine yönelik çalışmalara öncelik verilmelidir.

1.7. Meyvecilikle Geçinen Nüfus

Türkiye nüfusunun % 64'üne yakın bir kısmı (1970 sayımı) tarımla uğraşmaktadır. Tarım nüfusu içerisinde ne kadarının meyvecilikle geçindiği üzerinde elimizde sayılar yoktur. Böyle bir istatistiğin hazırlanması çok iyi olurdu. Fakat, bu istatistiğin hazırlanması büyük güçlükler göstermektedir. Bunun nedeni, meyveciliğin memleketimizde çoğunlukla tek bir üretim dalı olarak ele alınmayıp diğer işlerle birlikte yapılmasıdır. Bu durum, çiftçi nüfusunda böyle olduğu gibi bir çok yerlerimiz de şehirli nüfusu için de böyledir. Yani bizde mesela, pamuk çiftçisi aynı zamanda portakal üreticisi olduğu gibi dişçi, avukat v.b. gibi meslek erbabı da büyük portakal, limon veya incir üreticisi olarak çalışmaktadır. Yine, bir çok meyve bölgelerimizde şehirde oturan nüfusun yazın köylere çıktıkları yerlerde az veya çok geniş bir ölçüde meyvecilik yaptıkları (Erzincan, Malatya) görülmektedir. İşte bu nedenle nüfusun doğrudan doğruya geçimini meyvecilikten sağlayan kısmını ayırmak zorlaşmakta ve bu durum özel bir istatistik çalışmasını gerektirmektedir. Bununla birlikte, memleketimizin çeşitli yerlerine yayılmış olan meyveliklerin bu bölgeler halkının geçiminde birinci veya ikinci derecede önemli bir rol oynadığı bir gerçektir.

Bir kaç bölgeyi ele alarak inceleyecek olursak durumu daha iyi bir şekilde aydınlatmış oluruz. Mesela bugün Doğu Karadeniz bölgesinde çay yetiştiriciliği bu bölge halkının en önemli geçim kaynağından birisini teşkil etmektedir. Bu bölgede yalnız çay tarımının geliri ile geçinen bir çok çiftçiler bulunmakla birlikte bunların yanında aynı zamanda mısır yetiştiriciliği veya diğer tarım dallan ile de uğraşanlar vardır. Trabzon'dan Ordu'ya kadar uzanan bölgede ise fındık yetiştiriciliği bu bölgenin tarım ekonomisinde baş rolü oynar. Fakat fındıkla birlikte mısır ve tütün yine önemli üretim dallarını teşkil eder. Bu durumu, işletmelerin arz ettikleri özelliklere göre, Ordu'dan İstanbul'a kadar uzanan bölgede de türlü farklarla tespit edebiliriz.

Yine Ege bölgesinde zeytin, incir ve üzüm yetiştiriciliği tütün, pamuk, tahıllar ve daha bir çok tarla bitkileri ile iç içe girmiş bir durumdadır. Burada da yalnız meyvecilikle uğraşan işletmeler bulunabileceği gibi, bağ-bahçe bitkileri ile tarla bitkilerinin ve hayvancılığın bir arada götürüldüğü çok sayıda işletmeler de vardır.

Gerek Ege bölgesinde ve gerek Akdeniz kıyısında oturan türlü meslek sahiplerinin geniş ölçüde bağ-bahçe tarımı ile uğraştıkları görülmektedir. Bu bölgelerdeki büyük incir, zeytin ve turunçgiller işletmelerinin önemli bir kısmı bu gibi kimselere aittir. Hiç şüphesiz, bunların yanında meyveciliği kendisine meslek edinmiş büyük ve küçük işletme sahipleri de vardır. Bu misallerimizi diğer bölgelerimize de teşmil edebiliriz. Bu nedenle nüfusun yalnız meyvecilikle geçinen kısmını ayırmak güçtür.

Nüfus sayısı ne olursa olsun, gerçek olan, meyvecilikle geçinen nüfusun daha refahlı bir hayat sürebildiğidir. Bunun nedeni, hiç şüphesiz, bu üretim dalının dönümden sağladığı yüksek gelirdir. Bu sonuca, tarla ürünlerinde dönümden elde edilen saf gelirle meyvecilikten elde edilen saf gelir mukayese edilerek varılmıştır. Durum, yalnız bizde değil diğer dünya memleketlerinde de, meyveciliğin lehine görülmektedir.

Meyveciliğin diğer bir çok tarımsal üretim dallarına göre daha yüksek bir gelir sağlaması meyvecilik işletmelerinin özellikleriyle açıklanabilir. Bu sektör, entantif bir işletme dalıdır ve fazla bilgiye ve yakın ilgiye dayanır. Bunun sonucunda dönümden kaldırılan ve değerleri diğer tarla ürünlerine göre yüksek olan bir ürünle daha fazla bir saf gelir sağlanması da tabii olsa gerekir.

Meyve işletmeleri çiftçi ailesinin bütün bireylerine emeğini değerlendirebilecek olanaklar da sağlamaktadır. Böylece, çiftçi ağır işleri bizzat kendi üzerine alarak diğer işleri de güçleri oranında ailedeki kadınlara ve çocuklara bölerek daha düzenli ve ekonomik bir çalışma olanağına kavuşmaktadır.

Meyve bahçeleri yalnız saf gelir ve aileye geniş bir çalışma olanağı sağlamakla kalmamaktadır. Bu işletmelerde araç ve gereçler için gerekli ağaçlar, çiftçinin yakacağı için odun ve çit veya ara bitkisi olarak dikilen çeşitli meyvesiz ağaçlarla kereste de elde edilmektedir. Ayrıca, bu işletmelerde ara tarımı olarak sebzelerin yetiştirilmesi arıcılık ve tavukçuluğun birlikte yapılabilmesi çiftçi nüfusunun daha iyi beslenmesini de sağlamaktadır. Fazla el emeğine ihtiyaç gösteren bu sektörün gelişmesi işsizlik sorununa da çözümler getirebilecektir.

1.8. Meyveciliğin Memleket Nüfusunun Beslenmesindeki Önemi

İnsan beslenmesinde meyveler çok eskiden beri önemli bir yer tutmuştur. İlk insanın günlük besin maddeleri arasında hiç şüphesiz meyveler, türlü av ürünleri yanında tüketiliyordu. Eski ve orta çağ medeniyetlerinde de meyvelere kıymet verildiği o zamanki yüksek meyve fiyatlarından anlaşılmaktadır. Din kitaplarında meyvelere ayrı bir yer verilmiş olması da meyvelerin beslenmedeki önemini belirtmek bakımından kayda değer.

Kültürün ilerlemesi ve insan beslenmesinin fizyolojik ve biyolojik temellerinin aydınlatılmasıyla meyvelerin insan beslenmesindeki değeri daha iyi açıklanabilmiştir. Meyvelerin insan beslenmesindeki önemleri başlıca dört nedenden ileri gelmektedir.

a ) Sağladıkları kalori bakımından,

b ) İçlerindeki tuz bakımından,

c ) İçlerindeki vitaminler bakımından,

d ) Görünüşleriyle iştih üzerine yaptıkları etkiler bakımından.

1.8.1. Meyvelerin Sağladıkları Kalori Bakımından Önemleri

Büyüyen, çalışan, iklim şartlarıyla savaşan, hastalıklara karşı korunan veya bu hastalıklardan kurtulmaya çabalayan her insanın günlük belli bir kalori toplamına ihtiyacı vardır. Araştırmalara göre çeşitli yaşta ve türlü faaliyette bulunan erkek ve kadınların günlük kalori ihtiyaçları başka başkadır. Bir çok faktörlere göre değişen insanın günlük kalori ihtiyacı alınan besin maddeleriyle temin edilmektedir. İnsan vücudunun başlıca kalori kaynakları karbonhidratlar, proteinler ve yağlardır. Vücutta bir gram karbon hidratın yanmasıyla 4, bir gram proteinin parçalanmasıyla 4 ve yine bir gram yağın parçalanmasıyla de 9 büyük kalori meydana gelir.

Meyve türlerimizi bu üç temel besin maddesi bakımından inceleyecek olursak türüne ve yaş veya kuru olmalarına göre bu maddeler bakımından büyük farklar gösterdiklerini görürüz. Genel olarak, yaş meyvelerin besin maddelerince fakir oldukları söylenmekte ise de bunlar arasında da besin değerleri bakımından çok yüksek olanların bulunduğunu belirtmek yerinde olur. Meselâ muz ve incir karbonhidratlarca zengin oldukları gibi zeytin ve avokadolar da yağca çok zengindirler. Bu nedenle meyveleri besin değerleri bakımından değerlendirirken, her meyveyi ayrı ayrı ele almak ve buna göre karar vermek en doğrusudur, işte Cetvel 6 bu amaçla hazırlanmıştır.

Cetvelde dikkati çeken bir durum çeşitli meyvelerin yakıt değerleri üzerinde verilen rakamlardır. Çilek'te bu en düşük olduğu halde pikan'da en yüksek düzeye ulaşmıştır. Günlük besin listeleri hazırlanırken meyvelerin bu özelliklerini dikkate almak gerekecektir.

1.8.2. İçlerindeki Tuzlardan Ötürü Meyvelerin Beslenmedeki Önemi

Meyvelerde, meyveye ekşilik veren asitler bulunur. Bu asitlerin şekerlere olan oranı ise meyve tadının meydana gelişinde en önemli rolü oynar. Meyvelerde en çok görülen asitler elma asidi ile limon asididir. Bununla birlikte, bazı meyvelerde ve mesela eriklerde benzoik asit vardır. Meyvelerdeki bu organik asitler kalsiyum, sodyum, potasyum v.b. metallerle birleşerek tuzlan teşkil ederler. İşte bu asit tuzlar vücutta okside olduğu zaman bir yandan karbondioksiti meydana getirir ve geriye de tuzlar kalır. Bu meyve tuzları insan sağlığı bakımından çok önemlidirler.

Cetvele göre meyveler önemli bir C vitamini kaynağıdır. C vitaminince en zengin olanlar sirasiyle çilek, papaya, limon, portakal, mango, grepfrut ve mandarindir. Elmalar da çeşitlerine göre C vitaminince az veya çok zengin kaynaklan teşkil ederler.

Bilindiği gibi bugün piyasada türlü şekilde yapma vitaminler vardır. İnsanın günlük vitamin ihtiyacı, yalnız vitamin bakımından düşünülürse, belki de bu yolla daha ucuza da sağlanabilir. Fakat meyvelerle alınan bu vitaminler yanında vücuda sağladıkları diğer besinler ve faydalar dikkate alınırsa günlük beslenmede meyvelere ayrı bir yer verilmesinin doğru olacağı ortaya çıkar.

1.8.3. Meyvelerin Görünüşleriyle İştah Üzerine Yaptıkları Etkiler

Meyveler, güzel görünüşleriyle insanda iştihanm açılmasına yardımcı olurlar. Mide ve diğer sindirim salgılarının bol miktarda teşekkülüne ve dolayısıyla sindirimin daha kolay olmasına yardim ederler. Taze ve kuru meyvelerin dokularındaki ipçikler sindirim organlarında kas hareketlerini arttırır ve böylece sindirim organlarının sağlam ve hareketli kalmasını sağlar.

Yukarda dört madde içerisinde esasları kısaca bildirilen faydalarından ötürüdür ki bugün insanların günlük besin maddeleri arasında meyvelere özel bir yer verilmektedir. Böylece, dünya üzerinde yaşayan insanların kültür derecelerine ve satın alma güçlerine göre büyük ölçüde meyve yediklerini görmekteyiz. Bu durumu belirtmek için Cetvel 8 hazırlanmıştır. Cetvelde doğruya yakın sayıların verilmesi mümkün görülen meyveler ele alınmışlardır. Cetvel incelenecek olursa çeşitli memleketlerde insan başına düşen taze meyve miktarları arasında büyük farkların bulunduğu görülür.

Cetvelde Türkiye için verilen miktar insan başına 37.5 kilo gramdır. Bu rakam bir kısım milletlerle mukayesede az diğer bir kısımla mukayesede ise oldukça iyi görünmektedir. Gerçek olan, bu cetvelin Türk halkının meyvelerden faydalanma durumunu tam olarak ifade etmemekte olduğudur. Çünkü Türk balkının tükettiği meyveler arasında taze üzüm önemli bir yer almaktadır. Bunun yanında yine meyve olarak ve büyük miktarlarda sarf olunan kavun ve karpuz da bu listeye konmamıştır. Bunlardan başka üretim olanakları yüzünden Türk'ler büyük ölçüde kuru meyve ve meyve kuruları yemektedirler. Bu nedenle cetveldeki miktara bakarak biz, orta derecede meyve yiyen insanlar grubuna girer gibi görünsek bile, genel meyve tüketimi bakımından meyve ile iyi beslenen uluslar arasında yer aldığımız bir gerçektir.

1.8.4. Endüstriye Sağladığı Ham Madde Bakımından Meyveciliğin önemi

Meyveler birçok tarım endüstrisinin ham maddesini teşkil eder.

Bunlar arasında şu dallan belirtebiliriz:

Meyve suyu endüstrisi, konserve endüstrisi, pekmez endüstrisi, reçel, marmelat endüstrisi, şekerleme endüstrisi, her türlü pasta endüstrisi, alkollü içkiler endüstrisi, kurutma endüstrisi, derin dondurma endüstrisi ve liyoflizasiyon.

Meyve suyu endüstrisi: Bugün dünya üzerinde yetiştirilen taze meyvelerin önemli bir kısmı meyve suyu şeklinde tüketilmektedir. Meyve suları ye doğrudan doğruya meyveler sıkılarak taze halde sarf-olunmakta veya tabii şekilde koyulaştırılarak veya konserve edilerek ve her zaman tüketime hazır bir durumda saklanmaktadır.

Meyve suyu endüstrisinde kullanılan başlıca meyveler elma, turunçgiller, üzüm, kaysı, şeftali, nar ve vişnedir. Meyve suyu endüstrisi bir yandan tüketiciye bir kısım taze meyvelerin pazarda bulunmadıkları bir sırada bu meyvelerin sularından faydalanmak olanağını verdiği gibi, yine bu endüstri dalı, sofralık olarak kullanılmağa elverişli olmayan ve sofralık Standardlar dışında kalan sağlam ve özürsüz meyvelerin değerlendirilmelerine yol açmakla üreticinin lehine büyük bir gelir de sağlamaktadır. Bu nedenle, büyük ölçüde meyve üreten ve aynı zamanda iç ve dış pazarlara standardizasyon tüzüklerine göre belli kalitede meyve göndermek zorunluluğunda bulunan memleketlerde, meyve suyu endüstrisi meyveciliğin en önemli bir kolu ve desteğidir.

Dünya üzerinde bugün meyve suyu endüstrisinde gerek üretim miktarları ve gerek ürünün kalitesi bakımından en ileri memleketler Amerika Birleşik Devletleri, İtalya, Fransa, İspanya ve İsrail'dir.

Türkiye'de, meyve suyu endüstrisi, son on yıl içerisinde büyük bir gelişme göstermişse de, birçok meyvelerde üretimin taze meyve pazarının ancak ihtiyacını karşılayacak bir durumda olması ve aynı zamanda meyve pazarlarında her kalitedeki meyvelerin satışına izin verilmesi yüksek fiyatlı meyvelerle meyve suları yapılması sonucunda meyve suyu fiyatları orta durumdaki bir alıcı için yüksektir. Fiyatların yüksek oluşunda bazen kuruluş yerlerinin iyi seçilmemiş olması etki yapmaktadır. Türkiye, meyve üretimini düzenlediği ve gerekli teşkilâtı kurduğu taktirde, hemen ve hiç değilse bir kaç meyvede geniş ölçüde meyve suyu üretimine ve ihracatına başlayabilir. Bu meyveler arasında özellikle nar ve vişne suları en başta yer alabilir. Memleketimizin bu günkü taze üzüm miktarları ve bu üretimi geliştirme imkânları dikkate alınırsa üzüm suyu ve konsantratlarının yapımı bakımından bir güçlüğün olmadığı görülür.

Güney Doğu, Güney ve Batı Anadolu'da nar yetiştiriciliğine çok uygun alanlar vardır. Buralarda nar yetiştiriciliğinin geliştirilmesiyle dünya piyasalarına yeni ve az bulunan bir malla çıkılabilir.

Vişne sularında da durum nardakine benzer. Memleketimizin birçok bölgelerinde kıraçlar ağaçlandırılırken vişne yetiştiriciliğinden faydalanılabilir. Böylece bir yandan kıraç bölgeler ağaca kavuşurken öte yandan elde olunacak bol ürünle vişne suyu endüstrisi geliştirilebilir. Vişne suyunun da dünya piyasalarında rakipleri çok azdır. İleride yetiştiriciliklerinin geliştirilmesiyle bu meyvelere konsantre turunçgiller de katılabilecektir.

1.8.5. Konserve endüstrisi

Konserve endüstrisinin en önemli ham maddelerinden birisini meyveler teşkil eder. Konserve endüstrisinde elde olunan büyük ilerlemeler sonucunda bugün dünya üzerinde meyve konserveleri geniş ölçüde tüketilmektedir. Özellikle ev kadınının dışarıda çalışma zorunluluğunun artmış bulunduğu memleketlerde konserveler günlük yemek listelerinin hazırlanmasında önemli bir yer tutmaktadır. Meyve konserveleri içerisinde bugün en fazla arananlar şeftali, armut, kaysı, ananas ve karışık meyve konserveleridir. Bunların yanında diğer yaş meyvelerden bir çoğunun da konservecilikte kullanıldıkları görülür.

Türkiye, yüksek kaliteli meyveleriyle, konserve endüstrisinin üretimle ilgili diğer masrafları rasyonel ölçülere ulaştırıldığı zaman önemli bir meyve konservesi üreticisi olabilir. Böylece taze meyve pazarının ihtiyacı dışında kalan yüksek kaliteli meyveler uygun fiyatlarla kıymetlendirilmek olanağına kavuşabilir. Meyve suları ve konserveciliğin bir arada düşünülmesi gerekir.

1.8.6. Pekmez Endüstrisi

Türkiye'de üretilen üzümün önemli bir kısmı pekmez endüstrisinde kullanılmaktadır. Pekmez endüstrisinin ham maddesi olan diğer bir meyve de duldur. Her iki meyvede de üretim şartları elverişli ve geniştir. Bu bakımdan Türkiye'de pekmez endüstrisi geliştirilebilir. Ancak, bir yandan bal üretiminde görülen artışlar öte yandan da halkın şeker ihtiyacını kolaylıkla ve ucuza karşılaması pekmez endüstrisini daha şimdiden büyük ölçüde sarsmıştır. Ayrıca pekmez endüstrisi ileride elde bol miktarda ham maddenin bulunmasına karşılık meyve suyu, şarap ve rakı endüstrisinin lehine olarak bir gerileme kaydedecektir. Üzüm suyu, konsantreler ve şarap yapımındaki gelişmeler de, üzümü kullanan pekmez endüstrisinin rekabet şansını olumsuz yönde etkilemiştir.

1.8.7. Reçel ve marmelat endüstrisi

Bu endüstrinin ham maddesinin hemen hemen hepsini meyveler teşkil eder. Türkiye'de bugün daha çok pazarın ihtiyacını karşılayacak ölçüde bir reçel ve marmelat endüstrisi vardır. Bu endüstrinin gelişme olanakları yine meyve üretimi ile şeker fiyatlarına bağlı bulunmaktadır. Sıhhi şartlara göre imalat yapıldığı taktirde bu endüstri kolu gelişebilecek ve Türk meyveleri için yeni tüketim olanakları sağlanmış olacaktır.

1.8.8. Şekerleme Endüstrisi

Meyveler şekerleme endüstrisinde de önemli bir ham madde kaynağı olarak dikkate alınır. Bu endüstri memleketimizde orijinal bir durum göstermektedir. Badem, Antep fıstığı ve fındık şekerlemeleri dünya pazarının en orijinal ürünleridir. Bunların yanında, kestane şekeri de yine orijinal bir ihraç malı karakterin-dedir. kaysı, incir, portakal ve bunlara benzer taze meyvelerin şekerlendirilmeleri ile yapılan şekerlemeler de iyi birer ihraç malı olabilir. Burada en önemli noktayı standardizasyon, hazırlamada temizlik ve ambalajda kusursuzluk teşkil eder. Türkiye'de bu endüstrinin gelişmesi için yeteri kadar meyve bulunabilir. İhraç mallarında şeker fiyatları da' koruyucu bir aşamada tutulacak olursa bu endüstri kolaylıkla gelişebilir. Şekerleme endüstrisi yanında fındık, badem, turunçgiller ve v.b. meyveler kullanılarak çikolata endüstrisi de geliştirilebilir.

1.8.9. Her Türlü Pasta Endüstrisi

Meyveler memleketimizde pastacılıkta ve diğer hamur işi tatlılarının yapımında oldukça geniş ölçüde tüketilir. Pasta endüstrisinde meydana gelen gelişmeler, son zamana kadar bu bakımdan söz konusu olmayan birçok meyvelerin bu işte kullanılmalarına yol açmıştır. Muz, çilek, üzüm ve turunçgil meyveleri pastalarda önemli bir sarf yeri bulabilir. Bu yaş meyveler yanında badem, fındık, ceviz ve fıstık da pastacılığımızın geliştirilmesinde büyük ölçüde rol oynayabilir.

1.8.10. Alkollü İçkiler Endüstrisi

Meyvelerimiz bu endüstri dalına önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Şarap, likör ve rakı endüstrisinin temel ham maddesi meyvelerdir. Burada da hem iç pazar ve hem de dış pazar bakımından büyük gelişmeler sağlanabilir. İhracat şartlan düzenlendiği ve geniş ölçüde kaliteli üretime girişildiği taktirde Türk şarapları, likör ve rakıları dünya piyasalarında kolaylıkla satılabilecektir. Bu üretim dalı için gereken ham maddeyi meyveciliğimiz bugün olduğu gibi gelecekte de, sağlayabilecektir.

1.8.11. Kurutma Endüstrisi

Meyve kuruları üzerinde bundan önceki bölümlerde bilgi vermiştik. Hiç şüphesiz, bu endüstrinin de ana ham maddesini meyveler teşkil eder. Üzüm, incir, kaysı, erik, şeftali ve vişne kuruları iç ve dış pazarlar bakımından önemli birer besin maddesi olarak düşünülmelidir. Üzülerek söylemek gerekir ki, tarihinin çok eski olmasına karşılık, meyve kurutma endüstrisi, memleketimizde, bugün de arzu edilen aşamaya ulaşamamıştır. Bunun sonucunda ham maddenin çok iyi olmasına karşılık, meyve kurularımız dünya piyasalarındaki rekabette güçlük çekmektedir. Bu nedenle, meyveciliğimizin gelişmesinde önemli bir rol oynayacak olan bu endüstri dalının da en iyi şartlarla çalışır bir duruma getirilmesi gerekmektedir.

1.8.12. Derin dondurma endüstrisi

Meyveler derin dondurma endüstrisinin önemli bir ham maddesidir. Bu metotla, birçok meyveleri, pişirerek ve sterilize ederek konserve etmek yerine, tazeliklerine ait birçok özelliklerini koruyarak saklamak mümkün olmuştur. Son yirmi yıl içerisinde dünyada derin dondurulmuş meyve endüstrisinde alıcının istekleri karşısında büyük gelişme vardır. Türkiye'den taze olarak ihraçları güçlük gösteren bir kısım meyvelerde bu metottan faydalanılabilir.

1.8.13. Liyoflizasiyon (Derin dondurarak kurutma)

Bu endüstri de daha çok son on yıl içerisinde gelişmeğe başlamıştır. Ham madde olarak bir kısım meyveler kullanılabilir. Tüketici bu ürünlere alışarak istekleri artarsa bu endüstri Türkiye gibi tüketici pazarlara uzak olan bir memleket için büyük önem kazanabilir. Verilen bu bilgilerden anlaşılacağı gibi, meyveler, memleketimizde türlü endüstrinin ham maddesi olarak büyük bir değer taşımakta ve bu endüstri dallarının gelişmesi programlı bir üretime bağlı bulunmaktadır.

1.9. Meyveciliğin Türkiye Topraklarının Korunması ve Güzelleştirilmesindeki Yeri

Meyve ağaçlan, yalnız yüksek verimleriyle sağlık ve refah kaynağı olmakla kalmazlar, aynı zamanda yurdu ağaçlandırarak ve güzelleştirerek burada yaşayanların yaşama ve çalışma güçlerini de artırırlar. Suyun ve yeşilliğin insana verdiği gönül ferahlığı bütün iyilik ve saadet duygularının kapışım açar.

Yurdumuzu gezdiğimizde, bahçe köylerimizde gördüğümüz gelişmişlik ve zenginlik, yalnız bahçe ürünlerinin kârlı oluşundan değil, yeşilliğin yarattığı güzelliğin insan ruhu üzerinde yapmış olduğu yükseltici ve uyarıcı etkilerden de ileri gelmektedir. Hele Türkiye gibi ormanları azalmış memleketlerde, bağlar ve bahçeler, bu bakımdan çok daha önem kazanır. İnsan eliyle meydana getirilen bu ağaçlar ormansızlaşmanın doğurduğu büyük zararları ve yoklukları bir parça olsun gidermeye yarar.

Memleketimizin birçok yerlerinde, ormanların harap olmalanlarıyla çıplak kalan tepeler ve yamaçlar, meyvelikler kurularak yeniden ağaca kavuşturulabilir. Böyle bir durum bizleri erozyonun bugünkü ve gelecekteki felâket tehdidine karşı koruyabilir. Bu gibi meyilli yerlerde teraslar üzerine kurulacak meyvelikler ileride kayalık haline gelecek olan memleket topraklarım rüzgâr ve yağmurlarla sürüklenip gitmekten kurtararak hem bir gelir kaynağı olacak ve hem de yurdun güzelleşmesini sağlayan yeşillikleri vücuda getirecektir. Bu nedenle, yurdun ağaçlandırılması ve güzelleştirilmesinde o bölge şartlarına en iyi uyan meyve ağaçlarım seçerek yeni ağaçlamalarda bunlara büyük bir yer vermek gerekir.
Cevapla


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Çevre dostu meyvecilik tarimsal 0 1,057 03-06-2015, 12:30 AM
Son Yorum: tarimsal
  Bodur Meyveciliğe Genel Bakış tarimsal 2 2,166 09-12-2011, 04:33 AM
Son Yorum: eran
  Ülkemiz Meyveciliğine Genel Bakış tarimsal 0 882 19-06-2011, 07:28 PM
Son Yorum: tarım

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar:
3 Ziyaretçi